Onlar
yoktular. Havada beyaz kar taneleriyle beraber uçuştular. Gizemleri,
korkularına yakındı. Atacakları adımları tartıyorlardı. İçlerini yakacak
herşeye hem yakın, hem bir o kadar uzaktılar. Oturdukları semtlerde hep
etraflarına bakındılar. Otobüste yanlarında oturan insanı o sandılar.
Sinemanın önünde beklerken el sallayarak gelen birinin, arkalarındaki
kişiye yaklaştığını farkedene kadar yükselen kalp atışı yaşadılar.
İstekleri, kederlerinin önüne geçemiyordu. Yaşanmışlıkların izleri
onları bir prangalı hükümlü gibi bağlıyordu. Dudaklarından çıkacak bir
kelime, tek bir harf bu hayata izdüşümü olacaktı bedenlerinin.