29 Mart 2017 Çarşamba

Bir gezi









Selçuk' a doğru yola çıkmaya hazırlanıyoruz. Hava yağmurlu olacağını, bulutlarla ve rüzgarla ilan ediyor ama biz de bu yoldan dönmeyeceğimizi.

Meryem Ana ve Efes antik şehrine giden yolda değişikliler yapılmış. (Buraya en son 1998 de geldiğim düşünülürse, aradan epey yıl geçmiş.) Bariyerler, tümsekler gelenleri yavaşlatıp durdurmak ve kimlik sorgulaması yapan jandarmaya yardımcı olmak için. Ancak hem aşağıda, hem de yukarı çıkıldığında kimlik denetimi gereksiz geldi. Sonrasında Meryem Ana' ya giderken sadece cüzdan ve telefonlarımızı yanımıza alabileceğimizi, kesinlikle çanta alınmamasını ikaz ettiler ve araçları otoparka bırakıp ziyaret yerine yürümemiz gerektiğini. Bu kadar sıkı tedbirlere karşın, üstümüzün aranmaması, buraya herhangi kötü amaçla gelebilecek birinin cebine, montuna bir yere herhangi bir madde koyup geçebileceği ve tüm bunların sadece göz boyamaktan öte bir olay olmadığını düşündürttü.

Önce Yedi Uyurlar' ı ziyaret ettik. Aşağıda wikipedia' dan aldığım bilgileri aktardım.

"Efsâneye göre Decius (Dakyus) zamanında yedi veyâ sekiz Hristiyan genç devrin putperest inançlarına kurban edilmekten korkarak yaşadıkları yerin yakınlarındaki bir mağaraya sığınırlar ve üzerleri kapatılır. Orada mucizevî bir uykuya dalarlar. Bu kişilerin adları, bir rivâyete göre Maximilian, Iamblicus, Martinian, John, Dionysius, Exacustodianus ve Antoninus'tu. Başka kaynaklarda başka isimler rivâyet edilir. Bu mağaraya gelen askerler şaşkınlık içinde geri dönerler. Bunun üzerine komutanları mağara girişinin taş ve harçla kapatılmasını emreder. Burada "Yedi Kâfir’in ölüme terkedildiklerini" bildiren bir levhâ bırakarak giderler.

Hristiyanlar tarafından kabul edilen hikâyedeki mağara Selçuk ilçesindeki Efes antik şehrinin yakınlarındaki Panayır Dağı eteklerinde bulunmaktadır. Bu mağaranın üstüne bir kilise yapılmış hali 1927-1928 yılları arasındaki bir kazıda ortaya çıkarıldı, kazıda 5. ve 6. yüzyıla ait mezarlar bulundu. Yedi Uyurlara ithaf edilmiş yazıtlar hem mezarlarda hem de kilise duvarlarında bulunmaktadır.Yedi Uyurlar'ın üzeri kapatıldıktan yaklaşık 184, 200, veyâ 230 sene sonra mağaranın yer aldığı arsanın maliki, işçileriyle birlikte mağara girişini açar ve Yedi Uyurlar ile karşılaşırlar. Iamblicus, şehre ekmek almaya gider ve Meryem oğlu İsa'nın adının şehirde serbestçe anıldığını farkeder. Decius (Dakyus) zamanından kalma paralarla alışveriş yapmaya çalışır. Psikopos'un karşısına çıkarılırlar. Hikâyelerini dinleyen piskopos bunun bir mûcize olduğunu dile getirir."




mezar

mezar

mağara oyukları

mezarlar

geniş açı görünüm

doğa
İncir ağaçları tomurcuklanmaya başlamış. "Yedi uyurlar" haricinde herşey bir uyanışta. 


yol üzerinde heykel

İsa' nın doğumunu anlatan figür

eve giriş yolunda heykel

eve giriş

dua

heykel



meryem anada mum dikmek ile ilgili görsel sonucu
dilek mumları
(sadece bu foto google görsellerden alıntıdır.)







{ಠ,ಠ}
|)__) 
-”-”-





not: fotoğraflar ​M©MENT©S​ arşivindendir.​
     Meryem Ana evi ile ilgili bilgi için tık.



27 Mart 2017 Pazartesi

Perdelere takılan karakterler 4







- "Seyrettiğiniz filmleri nasıl buldunuz, siz de nasıl bir etki bıraktı?"
- "Sonunda film karakterleri olduğunuz konusunda hemfikiriz anlaşılan" dedi gülerek ve devam etti. "Sizin filminizden oldukça etkilendim. Kurgusu ve anlatımı güzel bir senaryo, görüntülerle de çok iyi desteklenmişti."

Derin bir nefes aldı.

- "Ölüm, sonu gözükmeyen boşluk, derin bir uçurum gibi. Bu da, hayatı oldukça somut yaşayan biz insanlar için korkutucu. Aynı zamanda bizim gerçeğimiz. Sonunda yüz yüze geleceğimiz parçamız. Bu tür yüzleştirme filmlerini seviyorum. Bu arada başka dünyalarla bağlantı kurabilenlerin, bu duyguyla tanışmak için güzel bir hediye olduğunu düşündüm, bu filmden sonra."
"İçinizde ölümle burun buruna yaşayan bir tek ben varım sanırım."
"Elinde silahla bu cümleyi sarf etmek pek komik oluyor."
"Eline silah almakla ölümü uzağında tutmuş olmuyorsun. Ölüm şu salonda otururken bile gelip seni bulur. Yediğin şey yanlış boruya girer, hık der gidersin."
"İlk bağlantıda içine girdiğim sis tabakası ürpertmişti beni. Uzanan bir sürü el, kendisini seslendirmemi isteyen bir sürü hayat vardı. Bir çok kişiye aracı oldum. Kafasındaki soru işaretlerini sanki bir perde arkasındaymışlar gibi birbirlerine ilettim. Ama hala bilmiyorum orda olmanın nasıl bir duygu olduğunu ya da ordaki yaşam kurallarını. Öğrenmek için bir çabam da olmadı. Bir ara kendimi ucube gibi hissetsem de, sonradan ölenleriyle minik bir diyalog yaşayan insanların, kalp hafifliğinin yüzlerine yansımasını izleyince bunun değerli bir hediye olduğuna karar verdim, çünkü bu sayede hayatımın en değerli hediyesiyle tanıştım."
- "Evet, film boyunca ikinizin arasında görünmez bir köprünün varlığı hissediliyordu. Güzel bir sondu."
"Peki ya benim bulunduğum film?"
- "Başta çok düzgün bir karakter sergilediniz, iyi bir aile babası, iyi bir yönetici. Bir kaç adım sonra ufak ufak yalanlarınız çıkmaya başladı. Hepsini harika bir şekilde sıralamanız, biraz da aşinası olduğum psikiyatrik rahatsızlığı anımsattı ki zaten sonrasında böyle olduğu ortaya çıktı."
"Ama yine de hapsi boylamaktan kurtulamadım."
- "İnce hesaplar bile Bağdat' tan döner."
"Anlamadım?" 
- "Bir deyim sadece."

Sessizlik oldu ve suikastçı kendisi hakkında yorum beklediğini belirten bir ifadeyle baktı.

- "Sizin filmin konusu da çok ilginçti. Filmin yönünü bir anda değiştiren bir senaryoydu. Doktor olduğunuza o kadar inandırdınız ki, bunun nasıl bir komplo olduğunu çözemedim, ta ki geçirdiğiniz kazayla kısa bir hafıza kaybı yaşadıktan sonra, görevi devralan başka bir suikastçıyla karşılaşınca. Kaç hayat taşımışsınız üstünüzde, hepsi ortaya serilince siz de şaşırdınız, işte o sahne çok ilginçti."
"Bir ara ben de aklımı kaçırıyorum sandım. Aksiyonu bol filmdi. İzlemeyi bırakırsınız sanıyordum."
- "Cidden bir gün için fazla sayılırdı belki üç film ama hepsi de iyi seçimlerdi." dedi gülerek.

Pencereye doğru bakıp, "Salonu biraz havalandırayım, hem perdeler de kapalı kalmış" dedi ve eli perdelere uzanıp da kenara çekince salonu bir aydınlık kapladı. Dışarda yağmur yağdığını görünce şaşırdı, camları açıp dışardaki yağmur ve toprak kokusunu içine çekti. "Onca saattir kapalı perdeler ardında hiç bir şeyin farkında değildim. Ama bu oksijen hepimize iyi gelecek değil mi beyler?" dedi ve salona döndüğünde hiç kimsenin olmadığını görünce şaşırdı. Evin her yerini dolaştı ama tamamen yalnızdı. "Neydi bu şimdi?" diye sordu kendi kendine. 

Birden değerli sanatçı Münir Özkul' un meşhur tiradını hatırladı. Herkes gittikten sonra repliklerin, şarkı sözlerinin, diyalogların, fısıltıların perdelerin bir yerlerine takılması ve gün ağarınca "Perdeee!" sözcüğüyle hepsinin kaçışmasını. Gülümsedi ve pencereden ince ince yağan yağmura bakıp "Perde!" diye bağırdı.




bitti





{ಠ,ಠ}
|)__) 
-”-”-


(Görsel yüksek ökçe' den)

26 Mart 2017 Pazar

Perdelere takılan karakterler 3






- "Neden burda olduğunuzla ilgili bir fikriniz var mı?"
- "FBI' daki bazı adamlar bana kızmış olabilir."
- "Yani?"
"Bir komplo belki.."
- "Nasıl?"
"Belki şu anda bu çayla beni zehirlemektesiniz.."
"Ne saçmalık?"
"Hiç de değil! Düşünsene nerde olduğumu bilmiyorum, hiç tanımadığım üç kişi ile birlikteyim ve şu anda donatılmış bir masadayım. Kolay bir operasyon."
"Kimbilir belki de senin işini ben bitireceğim!"
"Ne!? Ne diyorsun sen?"
"Neden burda olduğumla ilgili hiç bir fikrim yoktu ama sen konuştukça belki de FBI seni ortadan kaldırmam için beni tuttu diye düşünüyorum."
"Peki ben? Sen onu öldüreceksin, ben de o öldükten sonra anlamsız bir iletişim mi sağlayacağım öbür dünyayla!?" dedi gülerek. 

Şaşkınlıkla dolu bir sessizlik ortalığı kapladı.

- "Elbet bu çözümlenecek ve herkes kendi yaşamına dönecek tekrar. O zamana kadar biraz sohbet etmeye ne dersiniz?"
"Siz bizim hakkımızda bilgi sahibisiniz. Biraz da sizi tanısak" der diğerlerine de soran gözlerle aynı düşüncede olup olmadıklarına bakarak.
"Ben sizin neden arka arkaya üç film seyrettiğinizi merak ediyorum. Eleştirmen misiniz, işinizle ilgili bir durum mu bu?"
- "Yo hayır, eleştirmen değilim, sadece iyi bir sinema izleyicisiyim. İlk filmi seyrettikten sonra bir film daha seyredebilirim diye düşündüm. O da bitince bir tane daha dedim. Anlayacağınız tam da film seyretme havasındaymışım."
"Peki nasıl filmlerden hoşlanıyorsunuz? Anladığım kadarıyla macera, fantastik ve aşk üçgenine giriyor bizim yer aldığımız filmler."
- "Evet doğru. Biraz daha genişletebiliriz tabii. Biyografi, psikoloji, tarih içeren filmleri de ekleyebiliriz bunlara. Mesela sizin filminizden önce dağ tırmanışı yapan doğa gezginlerinin filmini koymuştum dvd' ye ama onları gizlenerek silahla avlayan bir grup ortaya çıkıp da konunun yönü değişince anında izleyemeden çıkardım."
"Tercih edildiğime memnun oldum."
"Seni değil filmi tercih etmiş." dedi gülerek.
"Buna senin de sevinmen gerek, zira şu an burda ben değil de avcılar olsaydı çoktan güme gitmiştin !"


...

(devam edecek)


{ಠ,ಠ}
|)__) 
-”-”-



(Görsel, yüksek ökçe' den)
(*) Tekrar yayın


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...