23 Mayıs 2017 Salı

Oyuk (Korkuluk) Festivali



Bu sene ikincisi düzenlenen Barbaros köyündeki festival oldukça eğlenceli görüntülere sahne oluyor. Tarlalardaki ürünleri korumak için kullanılan tarla korkulukları festivalin simgesi. Köyde yaşayanlar, nine ve dedelerinden kalma kıyafetleri korkuluklara giydirip, pencere, balkon ya da kapı önlerinde sergiliyorlar. Saksılar için hazırlanan minik korkulukları da kadınlar tezgahlarında, evlerinde hazırladıkları yiyeceklerle beraber satışa sunuyorlar. Bu sene kaçırdıysanız bir dahaki seneye mutlaka ziyaret etmelisiniz. 
Daha geniş bilgiye site sayfasından (tıklayınız) ulaşabilirsiniz.



 


 



 








































 



















































{ಠ,ಠ}
|)__) 
-”-”-




not: fotoğraflar Nuray Özdinç' e, yayın hakkı M©MENT©S​ ' a aittir.



21 Mayıs 2017 Pazar

30 şarkı meydan okuması (son) ♫ . • ♫









Listenin son bölümünde dinlemeyi unuttuğum bir çok şarkıyı gün yüzüne çıkarttım ve dinlerken o yıllar, resmi geçit yaptılar gözümün önünde. Çok keyif aldığım bir çalışma oldu. Öneri Makinesi' ne teşekkürlerimle..





21- Adında isim geçen bir şarkı
     Don McLean - Vincent

22- Seni ileriye taşıyan şarkı
     Şenay - Dünden Bugüne

23- Herkesin dinlemesi gerektiğini düşündüğün şarkı
     Queen - The Show Must Go On

24- Dağılmamış olmasını dilediğin gruptan bir şarkı
     Deep Purple - Soldier Of Fortune

25- Artık hayatta olmayan sanatçıdan bir şarkı
     Fikret Kızılok - Gönül

26- Aşık olmak istemene yol açan bir şarkı
     Paul Mccartney - My Valentine

27- Kalbini kıran bir şarkı
     Zuhal Olcay - Ayrılık da Sevdaya Dahil

28- Sesini çok sevdiğin şarkıcıdan bir şarkı
     Damien Rice - The Blower's Daughter

29- Çocukluğundan hatırladığın bir şarkı
     Doris Day - Que Sera Sera

30- Sana seni anlatan bir şarkı
     Zoran Dzorlev - Vanja Volkova: Site devojcinja mamo se mazija










{ಠ,ಠ}
|)__) 
-”-”-




16 Mayıs 2017 Salı

acının ışıkları *







Çok sevilen bir anneye adanmıştır...




Yazlık evlerinin verandasında gün batımına baktı. Havanın iyice kararmasına iki saat daha vardı. Salona geçti, masanın üstünde hazırladığı yağlı kağıttan sandallara baktı. Biraz daha yapmaya karar verdi. O sırada kapı çaldı, gidip açtığında kardeşi elinde büyükçe bir torbayla içeri girdi. "Bulabildin mi?" diye sordu. "Of sorma bir kaç dükkân dolaşmak zorunda kaldım ama epeyce buldum diyebilirim". "İyi" dedi ve işine devam etti. "Biliyor musun bu kadar çok mumu ne yapacaksınız diye sordu tüm market çalışanları. Bir elektrik kesintisi mi olacak yoksa? diye soranlar bile oldu". "Anlatmak çok zor, anlamazlar ki..", "Belki de anlatsak anlarlardı", "Hiç sanmıyorum. Yaptığımızda görürler, ben kimseye bir şey anlatmak niyetinde değilim". Omuzlarını silkti ve masaya yaklaşıp ablasına yardım etmeye başladı.


* * * * * *

Yaşlı kadın o sabah sanki biri onu dürtmüş gibi erkenden kalktı ve yüzmeye gitti. O plaja doğru yürürken, evde kocası ve çocukları daha yataklarındaydılar. Hava oldukça durgundu. Ellerini gözlerine siper ederek karşı adaya baktı, çok net görünüyordu. "Erkencisiniz bugün hanımefendi" dedi doktor tanıdığı. "Ah evet, bugün deniz çağırdı beni" dedi gülerek. "Yorulmuş gibisiniz, biraz dinlenin öyle girin bence", "Hızlı yürüdüm, ondandır". Doktor selâm etti eliyle ve yürüyerek uzaklaştı. Derin bir nefes aldı, evet hızlı yürümüştü, sanki sevgilisiyle buluşan genç kızlar gibi acele etmişti bacakları. "Şimdi denize girerim birşeyciğim kalmaz" diye geçirdi içinden ve tadını çıkara çıkara ayaklarını kumlara bastırdı, parmakları suyla buluşunca serinliği hissetti, ürperdi ama durmadı. Vücudunu yüzüstü denize bırakıp öylece dururdu bir iki dakika. Onu öyle görünce telaşlanıp yanına gelenlere "Balıkları seyrediyorum" derdi hep gülerek. Biraz ilerde yine o renkli minik balıkları gördü, onunla yüzmeye geldiklerini biliyordu, sanki onlar da artık tanıyorlardı onu. Bir iki adım daha attı, sabahın tüm serinliği denizin içindeydi sanki. Bir kaç adımdan sonra bacakları, karnı buz kesmiş gibi hissetti, kalbi sıkıştı, nefesi sıklaştı. Vücudunu serbest bıraktı, ayakları yerden havalandı. Kolları bedeninin iki yanında bırakıp denizin içine bakmak istedi. Minik balıklar etrafında yüzmeye başlamışlardı. Gülümsedi ve ağzından minik bir kabarcık çıktı. Kalbinde hafif bir ağrı hissetti ve sırtüstü dönemeden son nefesi bir kaç büyük kabarcıkla çıktı ağzından. 


* * * * * * 



Annelerinin şaka gibi ölümüyle sarsılmışlardı. Daha önce de denizde öyle görüldüğünden, kimsenin aklına ters bir şey var mı diye kontrol etmek gelmemişti. Beklemedikleri bir an ve biçimde gelen ölüme diyecek bir söz bulamıyorlardı. Denizi, yüzmeyi, balıkları seven birinin bu şekilde ölümü haksızca bir haykırışı durduruyor, ölürken gördüğü en son şeyin belki de sarı, mavi, turuncu renkli balıkların olması yüzlerinde hafif bir tebessümle beraber kalplerindeki acıyı hafifletiyordu. Ölüm yıldönümü akşamında, çocukları yağlı kağıttan yaptıkları sandalların içine minik mumlar koyup, onu buldukları noktadan denize bıraktılar. Bu saygı ritüelini, hayata neşe içinde bakan bir anneyi, mezarının başında değil de deniz kenarında görkemli bir şekilde anmalarını önceleri garipsedi etraftakiler. İkinci seneden sonra başkaları da katılmaya başladı bu törene. O deniz kenarında en azından acılarını, bu yüzlerce minik ışıkla dindirmeye çalışan insanların yanında, artık saygıyla yer alıyorlardı.











{ಠ,ಠ}
|)__) 
-”-”-





not: fotoğraflar google görsellerden alıntıdır.



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...