31 Aralık 2010 Cuma

yeni sene













Tanıdığım, tanımadığım, sevdiğim, uzak durduğum, sağlıklı, hasta, kalabalık, tek başına, zengin, fakir, işli, dişli, işsiz, dişsiz, çoluklu, çocuksuz, evli, evsiz vs. vs. vs. herkese ve tüm dünyaya rahat nefes alınacak bir sene diliyorum.
Hepsi bu...








not: kullanılan fotoğraf google görsellerden -cafefernando- alıntıdır. 

30 Aralık 2010 Perşembe

buluşma



(mini nihavend peşrev)

************************

Hayatımızda yaşadığımız bazı olayların ; o olayın içinden geçip gittiğimizde bile izleri kalır benliğimizde.

Ailem, bize zahmet çektiren bir semte taşındığında onlarla  beraberdim. Ayağıma yapışan çamurların ağırlığından yürüyemez olduğumda, bir gün burdan ayrıldığımda bir daha adımımı bile atmayacağımı söylediğimi hatırlıyorum. Nitekim büyük deprem olmadan önce başka bir yere taşımıştık evi ancak bu sefer bir başka sürpriz yaşayarak. 

Babamın ani rahatsızlığı, ameliyatı ve sonrasında bir pıhtının bir damarı tıkaması sonucu gelen kısmi felç ve beş saat içinde gözlerimin önünde ölmesi, hayatımın üç senesini dondurmuştu. Bindiğim işyeri servisi ile Haydarpaşa Hastahanesinin önünden geçmek zorunda kalmak, yaşadığım en büyük ızdıraptı. Her geçişimde gözümdeki yaşlar, nöbeti yanaklarıma teslim ediyordu. Nefret etmiştim o taş binalardan da, o semtten de. 

Aynı duyguları, uzun hastalık ve tedavi sürecini Cerrahpaşa Hastahanesinde geçiren annem için yaşadım. Her  gidişimde midem kalkmıştı, prangalı mahkum gibi yine gittim. Annem vuslata erdiğinde, o semtten geçmeyeceğime yemin ettim. Şükür ki henüz bu yemini bozacak bir zincirlenme eylemi yok.


Bizi acıtan "şey" ler elbet güçlü de kılıyor. Böyle bir güç ister miydim bilmiyorum... hala o radyolu ve sobalı evin küçük,  neşeli, serseri kızı olup; hiç bir bina, semt ve kişilerle kırgınlığım olsun istemezdim. 

Başka bir kırgınlık beni, çocukluğumun tatlı ihtiyarından mahrum bırakmıştı uzun süre. Bugün kocaman adımlar atıp, görmeye gittim onu. Adımı tekrar etti,  uzun uzun seyrettik birbirimizin yüzünü, ezberler gibi. 




Biliyorum, tüm sevdiklerimle buluşacağım bir gün. Belki ben toprak, sevdiklerim çiçek, belki de onlar kocaman bir bahçe, bense bir ağaç yellim yepelek...





{ಠ,ಠ}

|)__) 
-”-”-




not: fotoğraf M©MENT©arşivindendir.




27 Aralık 2010 Pazartesi

şans/sız





 ****************

Şüphesi yoktu, artık emindi. Kendini anlatmalıydı. Onu farkettiğini, ondan  ne kadar hoşlandığını, onun ayak seslerini dinlemeyi ne kadar sevdiğini mutlaka söylemeliydi. İnsanların birbirlerini sıkça sevdiklerini söyleyen bir ortamda büyümüştü ve sevginin, hissedildiğinde paylaşılması gerektiğini, insanları yumuşatan, hassaslaştıran, çoğaltan bir şey olduğunu biliyordu. 

Kalpten kalbe mutlaka bir yol vardı ve o yolun kapısını açacaktı. İlk hareketin ondan gelmesini beklemenin aptallık olduğuna karar verdi. Beyninde kurguladığı tüm düşünceler ona müthiş heyecan verdi, içindeki dalgalanma yükseldi ve yüzüne vurdu tatlı bir renkle.

Eline telefonu aldı ve tuşlara dokundu.

*******************

Çoktan gelmesi gerekirdi, artık meraklanmaya ve hatta korkmaya başladı. Bir daha arasam mı düşüncesinden hemen sıyrıldı. Saate baktı... bir terslik olmalıydı. Telefonda sesi o kadar heyecanlı geliyordu ki, bu gecikmenin onun taşıyamayacağı acılıkta bir sebebi olmaması için dilekte bulundu.

Tam o esnada kapı çaldı. Yüreği ağzında kuş olup uçtu kapıya. Ortak arkadaşları, omuzları aşağı düşmüş, gözleri kırmızı ve ıslak vaziyette ona bakıyordu.

O an taş kesildi. Hiç şanslarının olmadığını farkedip acı bir gülümseme belirdi dudaklarında. 

Son telefon konuşmasını ölene kadar hatırlayacaktı.





{ಠ,ಠ}

|)__) 
-”-”-