Brahms etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Brahms etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Şubat 2017 Pazar

g/astronomi (4) (*)







*********************




Sahilde sürekli gittikleri bankta oturdular. Tatlı bir serinlik vardı güneşin yanısıra. Bank, iki kocaman ağacın gölgesine sığınmış, mavi,yeşil ve sarının tonların birbirine karıştığı huzurlu bir yerdeydi. Ayla iki bardak çıkartıp içine, evde hazırladığı limon kabuklu, nane yapraklı şekeri tam kıvamında limonatayı servis etti ve adama uzattı. Adam bardaktan bir yudum içtikten sonra, derin bir nefes aldı. “Haklısın, deniz bana daima iyi geliyor” dedi.  

“Uzun zaman önce keşfettim bunu, ne zaman deniz kenarında yürüyüş yapıp gelsen ya da balığa çıksan, dönüşünde zihnin dinlenmiş ve içindeki kelimeleri boşaltmaya hazır hale geliyorsun. Hatırlasana; bundan önceki 2 kitabında da aynı tıkanmaları yaşamıştın.”

“Ah evet haklısın, sanırım ben herşey bittikten sonra hafızamdan siliyorum o anları.” “Maalesef bu benim için mümkün olmuyor canım” dedi Ayla gülerek. Adamın gözleri doldu ve eliyle Ayla’ nın ellerini tuttu. “Sen benim çok önemli bir parçam oldun daima.”

“Sanırım büyük yazarımızın en romantik anı şu an (!)” dedi Ayla ve  “Konuşmak ister misin ?” diye sordu.

“İki apayrı dünya; biri mutfaktan, biri uzay boşluğundan. Onları çarpan aşk’ ın büyüsü ile sarmaşık dallarına dolanacaklar. Öteki yarısını bulduğunu sanmanın sarhoşluğu geçtiğinde, bir yanılsama onları bekliyor olacak.”

“Sevmek, bir tek olmaktır ama sorun hangisi olduğudur demiş bir yazar.”

“Yani?”

“Çok açık. Biri olduğu gibi kalır, diğeri onu yaşar, onu hisseder. Ayrıca, aşk ilişkilerinde bir yanlış anlama var. Kadın bir birey, bir insan arar, erkekse cinsel gücünü gösterecek dişiliği-cinselliği arar.”

“Ne zamandır bu düşünceye sahipsin?”

“Tecrübeler, gözlemler...” dedi gülümseyerek.

“Bu sözlerin, gerçekten anlatmak istediğin şeyin gölgeleri... daha açık olmanı istesem ?!”





(devam edecek)






{ಠ,ಠ}
|)__) 
-”-”-






not: fotoğraf Google görsellerden alıntıdır.


4 Şubat 2017 Cumartesi

g/astronomi (3) (*)




*******************************






“Off ! of of of !!!..” diye bağırdı. Penceresi yemyeşil bahçeye bakan odada çalışma masasında, elinde parmaklarının arasında sıkıştırdığı kalemle öfkeden titriyordu. Odanın kapısından telaşla içeri karısı girdi.

“Canım n’ oldu?”

“Olmuyor Ayla, yazamıyorum !” dedi öfkeyle. 

Ayla fonda çalan müziği kapattı ve hemen sıcak, şefkatli elleriyle ona sarıldı. Parmaklarından sanki onun bedenine sakinlik zerkediyordu.

“Bu tıkanıklığı kaç kez yaşadık bitanem... dert edecek birşey yok eminim. Çok üstüne düştün bu hikayenin, bence çıkalım deniz kenarına gidelim biraz. Sana iyi geliyor daima. Ne dersin? Hem bir kaç sandviç de hazırlarım, sevdiğin limonatayı da termosa koyduk mu, tamam” diyerek soran gözlerle ona bakarken, bir yandan elleriyle omuzlarını ovuyor, sırtını kaşımakla okşamak arası bir dokunuşu da sürdürüyordu. Sakinleşmişti, ağzından biraz önce fırtınalar çıkan adam değil, minik bir çocuk vardı şimdi.  

“Tamam” dedi. Ayla sevinerek, “Peki, sen giyin ama şapkanı da mutlaka al, ben de hazırlanıyorum” dedi ve koşturarak mutfağa yollandı.







(devam edecek)





{ಠ,ಠ}
|)__) 
-”-”-







 (not: fotoğraf Google görsellerden alıntıdır
 Virginia Woolf' un çalışma odası- 
fotoğrafı çeken:Eamonn McCabe )





3 Şubat 2017 Cuma

g/astronomi (2) (*)





*****************



Ertesi sabah erkenden kalktı ve bir gün önceden yeğeni için hazırladığı limonlu kurabiyeleri de, sırt çantasına koydu ve arabaya atlayıp, kızkardeşinin evinden yeğenini aldı, okula gittiler.

Okul bahçesinde aileler ve çocuklar heyecanlı, öğretmenler ise titizlikle herkesin hangi servislere yerleşeceğini ve organizasyonu anlatıyorlardı. Yeğeninin elinden tuttu ve onlar da servise bindiler.


Planetaryuma girdiler ve herkes yerine oturduktan sonra ışıklar iyice karartıldı ve tavana doğru yansıtılan gökyüzü cisimlerini konuşmacı sırasıyla tanıttı. Çocuklar heyecanlı sesler çıkartıyorlar, sevinç çığlıkları atıyorlardı. Yeğeni ilgiyle izliyordu dayısının elini bırakmadan. Çocukların ilgisini daha fazla çekebilmek amacıyla çizgi film karakterleri kullanılarak hazırlanmış tanıtıcı bir film de seyredildikten sonra herkes uzun masalara yerleştirilmiş yiyecek ve içeceklerden atıştırmaya başladı. Bu arada yeğeni merakla arka arkaya sorular sıralamaya başladı ona.

“Uzay sıcak mıdır, soğuk mudur?”
“Astronotun uzayda elbisesi yırtılırsa ne olur?”
“Gökyüzünün kapısı var mı?”

“Uzayın sıcaklığı yoktur ama uzayda bulunan cisimlerin sıcaklıkları vardır. Astronot elbiseleri çok uzun sürede titizlikle hazırlanır ama böyle bir şey olursa eğer felaket olur. Gökyüzü ya da uzay; bütün gök cisimlerinin içinde bulunduğu sınırsız boşluğa denir. Bu boşluğun kapısı, senin gözlerindir. Sen gökyüzüne baktığın zaman kapısını açıp içeri girmiş oluyorsun küçük prenses.”

Cümlelerin ardından yüzünde aydınlanan kocaman bir gülümsemeyle bakmayı sürdüren bu kadının, biraz önce planetaryumun içinde anlatıcı olduğunu farkeder sesinden. Eğer gösteriden sonra kokteyl verilmeseydi, bu yıldızlardan daha parlak güzelliği karanlıkta farkedemeden gidecekti. Hemen elini uzatarak,

“Merhaba, bu küçük prenses yeğenim Alara, ben de onun şövalyesi Ege. Uzayın gizemini sizin ağzınızdan dinlemek harikaydı” der.

“Merhaba, benim adım da Deniz, çok memnun oldum ikinizle tanıştığıma. Konu çok derin(!), ilginizi çekebildiysek ne güzel”.

“Ben de memnun oldum ama soracaklarım bitmedi” diye araya girdi Alara. İkisi de gülerek bakıştılar ve Ege hemen, “Tatlım, Deniz hanım diğer misafirlerle de ilgilenmek ister ama bence şöyle yapalım. Onu özel hazırlanmış limonlu kurabiyelerle birlikte bir kahve içmeye davet edebiliriz, ne dersin?” diye sorar. Alara ellerini çırparak, “Evet, evet.. davet edelim” diye neşeyle cevap verir. Ege, Deniz’ e bakıp, Alara’ yı işaret ederek, “Limonlu kurabiyelerini paylaştığı tek insan siz olacaksınız, kabul ederseniz çok mutlu oluruz” der. Deniz gülümseyerek, “Hıım, kurabiyeleri annen yaptığı için mi bu kadar çok seviyorsun Alara?” diye sorar. “Hayır, benim şövalyem pişiriyor onları” deyince hayretle bakar. Ege hemen atılır, “Şövalyelikten sonra ikinci işim aşçılık” der. “Harika, yaptığınız herşey lezzetlidir eminim ve o kurabiyelerden tatmayı çok  isterim” .





(devam edecek) 



{ಠ,ಠ}
|)__) 
-”-”-





not: fotoğraf ​Google görsellerden alıntıdır.​