Pazar günleri için daha önceden düzenli yaptığım yayınlar vardı. O güne özel bir parça seçip yayınlıyordum. Nihayet laptopuma kavuştuğum için bu pazar da böyle bir yayınla başlayayım dedim.
O' nun sesini, gittiğim filmin jeneriği akarken dinledim. O kadar duru ve kırılgandı ki... sanki bir perde üstten söylemeye çalışsa şarkıyı, bir çatlama olacak gibi hissettim abartısız. Sessizce konuşur gibi, etraftaki kimseyi rahatsız etmemeye çalışır gibi söylüyordu şarkıyı. Shazam' ı açıp hemen dinlettim parçayı, kim olduğunu anlamak için. Maalesef bulamadı. Şarkıdaki bir kaç cümleyi not ettim aklıma, nedense filmden çıktığımda filmin soundtracklerini bulamayacakmışım gibi.
İşte o denli büyülendim sesten. Tamam kabul ediyorum "o kadar ahım şahım değil" diyecek belki birileri ama hani bir an vardır ya, insan bir şey duyar ve o anın içindeki sihirle etkilenir. Bende de böyle oldu sanırım.
Filmde son sahnede söylediği bir şarkı vardı "Son Mektup". Onu burda yayınlamak istemedim, nasılsa filme giden herkes buna vakıf olacaktı.
Dün (cumartesi) sabah kalktığımda, cep telefonuna gönderilmiş bir mesaj, kasvetli, yağmurlu başlayan bir günün melodiyle nasıl da değişebileceğini işaret ediyordu. Aynı şarkıcı, şimdi de yağmura methiyeler düzüyordu.
Bu şarkıyı ezberlemeyi ve artık "camdan bakan arap kızı" şarkısını unutup, bunu söylemeyi istiyorum. 😃
Umarım Nil İpek' in şarkılarını beğenirsiniz.
|)__)
-”-”-