17 Mayıs 2021 Pazartesi

UMARSIZ










Evden kendini dışarı atıp sokaklarda yürümeye başladı. Kafasının içinden, saçlarını savuran rüzgardan daha hızlı geçiyordu düşünceler. Umutsuzluk hissediyordu içinde, derin koyu renkte ve kıvamda bir umutsuzluk. Oysa mutluydu hem de çok. İmrenilesi derecede. Kıskanılası hatta. Neden bu duyguyu misafir etmek zorunda kalmıştı o halde?

İnsan çevresinden bağımsız değildir elbet. Eninde sonunda çevresel faktörler, kişinin alanına sızıntı yapabilir. Kendi kapılarını kapatabilir, bir odanın, bir evin, bir sarayın, bir arabanın içinde izole olarak duygularını yaşayabilir ama günü gelip kabuğundan dışarı başını uzattığında gördükleri, bir anda atmosferini değiştirebilir. Duyarsız olmayı, bilmemeyi, öğrenmemeyi öyle isterdi ki. Ama görüyordu, farkındaydı herşeyin. Bilgi, bazen çok ağır geliyordu. 

Uzakta bir tarihi bilmek istemiyordu mesela, gitmek istediği, olmak istediği yerin koşullarını öğrenmek istemiyordu, zorunluluğun dayattığı şartları görmek ve uymak istemiyordu. Biyolojik saati belki de huysuzluk yapmaya en yatkın zamandaydı ama o bunu bile bilmek istemiyordu. 

Başını kaldırdığında sahile geldiğini farketti. Kendi içi gibi kabaran dalgalarla, rüzgarla karşı karşıyaydı. Öylece durdu ve rüzgarın yüzünü, saçlarını yalamasına kayıtsızca bıraktı kendini.







{ಠ,ಠ}
|)__) 
-”-”-

 

 

 

 

not: kullanılan gif buradan alıntıdır.​

 

 

 

16 yorum:

  1. En azından umutsuz umutsuz düşünürken göreceği bir sahil var :D Biz zavallı Ankaralılar mutsuz, umutsuz gri binalar arasında böyleyiz :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynadaki Yansıman, o zaman göğe bakalım :) <3

      Sil
  2. Akıcı, bir çırpıda okunan bir yazı. Onun dışında çoğu insanın düşüncelerine ve duygularına hitap eden düşündürücüden çok hissedilen veyahut hislere tercüme olan bir yazı.
    İnsan bildiklerini hiç bilmemek istiyor. Ne olduğu yerde olmak ne de olduğu kişi olmak istiyor işte. Yaptığı işlerden çok bazen düşündükleri daha çok yorar insanı.
    Kendini; asıl kendisi olarak gördüğü, öyle davrandığı ve hissettiği karaktere bürünmek ister de bunu başaramaz bazen. Ve sadece düşüncelerin seni esir alır. Böyle işte.. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bayan Hohori, bazen bilgi ağır gelir. Yorumunda ne güzel anlatmışsın insanın girdiği durumları. :) Sevgiler,

      Sil
  3. Bazen sadece var olmak isteriz. Bir şeyi bilmeden, bilmek zorunda kalmadan... Öylece var olup rüzgarı hissetmek işte.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlkaycığım doğru söylemişsin, katılıyorum. Sadece bir yaprak gibi rüzgara, yağmura, güneşe karşı hiç bir şey yapmadan durmak.. Sevgiler,

      Sil
  4. Çok güzel bir yazı olmuş. Bir şeyleri düşünmekten kaçmak istesek de genelde başaramıyoruz. Hep beynimizi kemiren şeyler var.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Duygu Emanet, o kemirgenleri uzak tutabilsek ne iyi olacak.. :) Teşekkürler yorumuna.

      Sil
  5. Hepimize olduğu gibi (biz kadınlara daha sık belki de?)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım C., haklısın irdeleyen, inceleyen kadınlar için daha sık. <3

      Sil
  6. Huzur, mutluluk, mutsuzluk, umutsuzluk hep bir maviye, denize götürüyor bizi :-)) Sanırım hepimizde denize karşı inanılmaz duygular var:-) çok akıcı ve güzel bir yazı, kaleminize sağlık 🙏 ☺️

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. SzgnBsl, gerçekten deniz bizi ne kadar sakinleştiriyor. Ortak paydalar bulmanıza memnun oldum :)) Teşekkür ederim yorumunuza.

      Sil
  7. Böyle kısa öykülere bayılırım. Eline sağlık:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kaystros Tyrha, evet kısa ve öz :) Teşekkürler yorumunuza.

      Sil

{ಠ,ಠ}
|)__)
-”-”-


Dikkat Spama düşen yorumlar denetimden geçerek yayınlanacaktır.

:)

;)

:D

:(

=(

:@

:X

:O

:P

:F

:Y

:A

<3


:T

:H