ağaç ev sohbetleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ağaç ev sohbetleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Kasım 2019 Pazartesi

Ağaç Ev Sohbetleri #11






Sevgili Blogdaşlarımız Taha ve Edischar' ın başlattığı, bu hafta 11.sine erdiğimiz #Ağaç Ev Sohbetleri son hız devam etmekte. Bu haftanın konusu bendenizden efendim. 

"Ergenlik döneminizde rol model aldığınız biri var mıydı, kimdi? Yetişkin biri olduğunuzda bu rol model hakkındaki fikriniz aynı mıydı?"



Çocuklar, büyürken ailede birinden etkilenirler, erkek çocuklar babalarını örnek alırlar, kız çocuklar annelerini ya da kendinden büyükse ablalarını.

Davranışları, herhangi bir başarılarıyla toplumda kabul edilmiş ve örnek alınmaya aday kişiler, rol model olarak görülmektedirler. Mutlaka hayranlıkla baktığımız birileri vardır hepimizin. Kendimizi bu hayatta var etme çabalarımız biz küçükken başlar.

Ben nedense küçükken bir kız çocuğu olmama rağmen babamı örnek almıştım. Onun sakinliği ve sessizliğinin arkasındaki zenginliği farketmiştim. Bir insanın, kendinde saklı tutacağı ve zamanı geldiğinde ortaya çıkarmak üzere bilgi dağarcığının kapılarını yavaş yavaş açabileceğini ve bunun kendisine oldukça değer kattığını öğrendim. Onun ağzından çıkacak sorularımın cevaplarını, nasıl da tane tane dinlediğimi anımsıyorum. Kendi eliyle yaptığı kitaplığımızda çok kitap vardı ve mutlaka her akşam açar birini okur, sonra kafasını kaldırır, düşünür, arada kendi kendine sessiz hesaplaşmalar yapar ve sonra yeniden okurdu. Okumayı keşfetmeden önce onun anlatımları ile beslendim. Sorduğum herşeye cevap verirken, ben yeniden bir daha anlatsın, o bilgi dağarcığı hiç susmasın isterdim. O durumu, o yaşta tam bu cümlelerle kavradığımı elbette söyleyemem. Sadece izleyerek taklit etme yeteneğim, başkalarının bunu bende keşfine sebep oldu. 

Şiir, edebiyat, kitap okuma alışkanlığı, sanat müziğine yatkınlık, sır tutmak, yaptığı işte titizlik hep ondan görerek taklit ettiğim ama sonradan da hayatımın merkezine yerleşen özelliklerim oldular.

Ergenlik ve sonrasında etkilendiğim şair, yazar, gazeteci kimlikleri olan kişiler de oldu. Parça parça onlardan da hayatıma eklediklerim vardı. Ancak ilk ve en önemli etkilenmeyi babamda yaşadığımı şu anda gayet net görüyorum.

Şimdi rahmetli olmuş babamın ardından baktığımda, işinde ve düşüncelerinde çok iyi ama kendini gösterme, ifade etme konularında eksik olduğunu ve çekingen, içe dönük yapısını görüyorum. Bu yüzden yaşamda istediği tonda ses çıkaramadığını anlıyorum. 

Belki de bayrağı ondan tam da bu noktada bu yüzden devraldığımı, ileriye taşıdığımı algılıyorum. Babamı örneklediğim için memnunum ve kendimi geliştirmemi sağlayacak fikir yapısını bende işlediği için de.

Teşekkürler hayat !..



 



{ಠ,ಠ}
|)__) 
-”-”-




not: kullanılan görsel Google' dan alıntıdır.





11 Eylül 2019 Çarşamba

Ağaç Ev Sohbetleri #02










Ağaç ev sohbetleri sevgili Edischar ve AkkurtTaha blogdaşlarımızın önayak olmasıyla başladı. Ben ikincisine yetiştim. Herkesin konu önerisinde bulunabileceği bu sohbetlerde, bu hafta İrem Can' ın önerisiyle can çekişen dünyamız ve doğa ele alınmakta. "Doğamız giderek tehlike sinyalleri veriyor. Küresel ısınma ve çevre kirliliği en had safhada. Bunlar için geri dönüşüm, sıfır atık, daha az tüketim hatta poşetlerin paralı olması gibi önlemler alınıyor. Siz bu konuda neler düşünüyorsunuz? Geleceğimiz için daha yaşanılır bir dünyayı nasıl sağlayabiliriz?"


Onların yazılarını aşağıya linkleriyle ekledim.






Çoğu bloggerın sayfasında yorum olarak fikirlerimi belirttim aslında ve söyleyeceklerim ve bilgi sahibi olmadığım konular da dahil, diğer blogdaşlar tarafından yazıldı. Benim buna katacağım daha ne olabilir bilemiyorum.

Hatırlarsınız belki, bir aralar sık duyduğumuz bir laf vardı, "biz bu dünyayı atalarımızdan miras değil, çocuklarımızdan emanet aldık" diye. Emanet aldığımız şeyi hor kullandık. Bu dünya, bu atmosfer, bu toprak, bu su hiç bitmeyecek sandık herhalde. Çok yakın gelecekte önce 3. dünya ülkeleri -ki çevre mühendisi bir arkadaşın yazdığına göre maalesef olmaya başlamış bile- ve daha sonra da o kendilerini ve sınırlarını özenle(!) koruyan parlak ülkeler de dahil olmak üzere, her yer birer çöplük olacak. Aileleri ve kendileri için onlarca yatırım yapan insanlık, ülke ve dünya geleceği için ciddi yaptırımlardan nasıl uzak kalabiliyor anlayamıyorum. 

Diğer bloggerların yazdığı gibi ben de bir takım önlemlerle yaşamayı denedim. Toprağım için tüm gıda atıklarını kompost' a dönüştürmeye, spreyli herhangi bir şey kullanmamaya, deodorantımı, diş macunumu, deterjanı hep en doğal malzemelerden kullanmaya çalıştım, halen de devam ediyorum. Ama yetmiyor biliyorum. Önlemler ülkeler bazında olmalı ve toplumlara indirgenmeli. 

Ben bahçemde güneş enerjisi kullanırken,  bahçenin yanından cayır cayır benzin yakarak giden aracın dumanına maruz kalıyorsam, toprağı zenginleştirmek için besin atıklarını dönüştürürken, benim devletim bir başka ülkenin çöpünü, zehirini ithal ediyorsa benim canım sıkılır !

Zaten canımın sıkılmasına da bakmaz, tüm dünya çöküşe doğru gider.

Son söz; 

"Son ağaç kesildiğinde, son ırmak kuruduğunda, son balık öldüğünde, beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak."














{ಠ,ಠ}
|)__) 
-”-”-








not: kullanılan görsel Edischar' ın bloğundan alıntıdır.