24 Kasım 2010 Çarşamba

mektup çeşitlemeleri 1 (veda mektubu)




**********************

Söze neresinden başlayacağımı bilemiyorum... ama sana sözle anlatamadıklarımı, yazıyla aktarmaya karar verdim, yazı kalıcıdır ve kelimeleri tüm çıplaklığıyla görürsün karşında. Umuyorum ki beni artık (!) anlarsın.

Daha önceki bir kaç denemeden, yeni bir ilişki denemesine geçtik sanıyordum o gün geldiğinde. Tavrın o gece, burda bir kadından özür diler ve yeniden onun hayatına giriş yapmak ister gibiydi. Hatta 2 şişe şarapla gelişini, çok içersek seni o halde göndermeyeceğimi düşünerek getirdiğin yönünde açıklamıştın. Bağlanmaktan korkuyorsun ama gece boyunca benim gibi bir kadını nasıl bırakıp gittiğini kendi kendine mırıldandın durdun, "aptal adam aptal" diyerek.

Seni her seferinde neden kabul ediyorum biliyor musun... Sözlerinin samimiyetine inanmak istiyorum, yeni-yepyeni bir adamı; sıfır noktasından alıp tanımaya çalışmaktan ve ilk zamanların kırılgan, telaşlı hallerinden sakınıyorum, yoruluyorum. Bu yüzden uzun zamandır tanıdığım (yanlış oldu tanımadığım) adama yine de kapılarımı açıyorum ve seninle sevişmeyi çok seviyorum. Evet bu bir gerçek. Artık kendi gizli noktalarımı öğrenmiş olmak bir konfor sağlıyor. Seninle bazı konularda dalga geçmek, espri yapmak bunların hepsi beni keyiflendiren şeyler.

Ama yeni eklenen bir nokta var ki; beni sarsmaya çalıştığını algılıyorum şimdi.

Beni, ilerde kurmayı düşündüğün hayatına bir şekilde dahil etmenin sözcüklerini kuruyorsun, bana özel olacak bazı şeyler hazırlamaktan... Sonra karşıma geçip benim niyetimi öğrenmeye çalışıyorsun. Bu benim hep istediğim bir şeydi. Yanımda sonsuza dek olmasını isteyeceğim bir adam ve bize özel keyifli bir hayat. Bunları söylerken beni yanında ister bir tavır takınıyorsun hep. Bu beni mutlu ediyor tabii ki, çünkü bu benim de isteğim. Elele seninle birlikte bir yaşam oluşturmak. Çiçekler, sebzeler, bitkiler, ağaçlar ve hayvanlar... böyle anlatıldığında oldukça güzel bir tablo gibi gözüküyor değil mi? bence de...

Ama sen kocaman bir yalansın... o günün sabahında gidip, sonrasında yine ortadan kaybolan kocaman bir yalan. Yalan ağır kaçmış olabilir, kocaman çocukça tavırları olan birisin sen, maymun iştahlı kocaman bir çocuk. "Biz evlenelim, o zaman kaçmam ben" diyecek kadar çocuk !... mutlaka tedavi olması gereken, kendinin derinliklerine inmesi gereken bir çocuk !..

Evet her seferinde kalbim acıdı... seninle olmanın keyfini yaşadıktan bir adım sonrasında hep ortadan kaybolmalarını yaşadım ve ne olup bittiğini anlamadım, içim çok acıdı. Kendimi her defasında ayakta tutmayı başardım, senden sonra başkalarını soktum hayatıma ama onlar beni senin kadar acıtmadı. Her seferinde öyle büyük bir samimiyetle geçtin ki karşıma, seni yeniden kucaklamak istedim.. biliyorum, şimdi içinden diyorsun ki; "salak kucaklamasaydın, o senin zayıflığın"... haklısın... ama biliyorsun ki herşeyin bir sonu vardır. Bu defa bu sonu hissediyorum. Senin gözünde "salaklığımı" artık sonlandıracağım. Biraz önce seni aradım, cep telefonun kapalıydı, konuşabilseydik sözcüklerimden bir kaçını seninle paylaşacaktım ve belki de son kez görüşelim ve bu konuşma artık son olsun diyecektim. Olmadı... O iç acısıyla oturup bunları yazdım, rahatladım mı? hayır ama biliyorum ki bu akşamdan sonra herşey benim için daha kolay olacak. Hissediyorum...

Sana beddua etmiyorum, sadece artık söyleyecek hiç bir lafım kalmadı.

......




{ಠ,ಠ}

|)__) 
-”-”-


8 yorum:

  1. Momentoscum,
    Yazılarındaki samimiyet ve gerçeklik duygusu, tek nefeste okumayı da beraberinde getiriyor.
    Ve imlâ... Bilgim dahilinde, hatasız görünen imlânı da takdir ediyorum, çünkü ihmal eden çok var, ya da bilmeyen. Bazı yazılarda gözüm rahatsız oluyor, sanki gözüme toz kaçmış gibi. Okuması da zor oluyor. Bazen güzelim anlamlar heba oluyor bu yüzden. Ama sende bu yok.
    Ellerine, emeğine sağlık :)

    YanıtlaSil
  2. Çok sağol Müge :)
    İnan bu benim için çok önemli. Hem doğru bir anlatım ve Türkçe' yi iyi kullanmak, hem de herkesin yaşadığı duygulardan izlenimleri aktarmak. Bazen başarıyorum, bazen yaya kalıyorumdur ama kendimi geliştirmeye ve eleştirilere açığım. Umarım gün geçtikçe daha da iyi olurum :)
    Gecenin bu vaktinde geldin misafirim oldun, çok teşekkürler tekrar. :)
    Sevgiler,

    YanıtlaSil
  3. Ben de bir roman, gazete yazısı vs okurken sanki ders çalışır gibi okurum. Kelimelerin yazılışına, noktalamalara ve anlatımın gidişatına dikkat ederken, yavaş biter okuduğum her şey :)
    Hatta bazen "bana doğum günümde imlâ kılavuzu gelse, çok sevinirdim" dediğim olur :))

    YanıtlaSil
  4. Aaaa öyleyse hemen doğum gününü not alayım ve sana bir adet kılavuzla yanında bir sürpriz de göndereyim :) iyi olmaz mı, olur bence :)

    YanıtlaSil
  5. Artık alışkanlığımız oldun sevgili momentos..yazmadığımız mektuplar geldi aklımıza..yazamadığımız...üzülüyorum sanaldaki mektuplar ne kadar kalıcı bundan sonraki jenerasyon için..:)

    YanıtlaSil
  6. Mektup güzel bir alışkanlık CWRM, sayfalar dolusu mektup beni kesmezdi ama göndereceğim kişinin beklediğini düşününce durur ve nihayetlerdim satırları anca :)) Evet mektubu bilmeyen bir jenerasyon var... belki bizler onlara mektup tadını burdan da olsa verebiliriz ne dersin? Hadi mektuplaşalım :)

    YanıtlaSil
  7. Sevgili Momentos;
    Yorumları okuyuncaya kadar, bunun gerçekten bir veda mektubu olduğunu sanıyordum. Belki de hâlâ öyledir. Kalemine sağlık...

    Sevgiler

    YanıtlaSil
  8. Merhaba Tomrukcan,
    Hangisi gerçek, hangisi sanal ben de artık bilmiyorum. Teşekkürler ve hoşgeldin.
    Sevgiler,

    YanıtlaSil

{ಠ,ಠ}
|)__)
-”-”-

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...