27 Ekim 2010 Çarşamba

arkası yarın 5


gün batımı ile ilgili görsel sonucu


*******************************


Gün öyle dolu, öyle eğlenceli geçti ki, akşam nasıl oldu farketmediler. Luis, Mar' ı çok özel bir yere götüreceğini söyledi. Denizin hemen dibinde sahile geldiler. Güneş olanca güzelliğiyle karşılarında duruyordu. Mar, etrafa göz gezdirirken birden kendileri gibi bir sürü insanın sahile toplanmaya başladığını farketti. "Neler oluyor?" diye sordu. Luis gözleriyle sabırlı olmasını işaret etti gülümseyerek. Ve sahil şeridine oturup bacaklarını denize uzattılar. Herkes sessizce bir şölen izliyordu aynı noktaya bakarak. Dakikalar ilerledikçe güneş, ufukta denize yaklaşıyor, bir sürü insan ellerinde fotoğraf makinesi bu anı arka arkaya deklanşöre basarak ölümsüzleştiriyordu.

Sadece denizin sesi vardı, herkes büyük bir sessizlik içindeydi sözleşmiş gibi. Derken güneşin çeyreği denize battı, ardından yarısına kadar ve gittikçe turunculaşmaya başladı. Bu sahne, insanın gözlerinde renk şöleni yaratırken, kalbinde de sonsuzluk duygusu uyandırıyordu. Mar, hayatında ilk defa kendini bu kadar huzurlu hissetti. Yüzüne güneşin yaydığı ısı ve pembelik yayılmıştı. Gülümsüyordu. Luis' in kendisini seyrettiğinden habersiz, bu sahnenin büyüsüne kapılmıştı. Derken güneşin minicik bir sınırı kaldı denize batmasına ve ufuk iyice kızıllaştı. Ve nihayet tamamen battığında oradaki herkes coşku içinde alkışlamaya başladılar. Mar şaşırmış ama o da bu heyecana kaptırarak ellerini çırpıyordu.

Ortalık iyice sakinleştiğinde insanlar dağılmaya başladılar. Luis, Mar' ın kalkmasına yardım etmek için elini uzattı. Mar ayaktayken yine elini tutmaya devam etti. Mar çok heyecanlanmış ve bu heyecanı dağıtmak için Luis' e soru sormaya başlamıştı. "Biraz önce yaşadıklarımız her gün olan bir şey mi?" dedi. "Evet, insanlar güneşin doğuşu ve batışını izleyerek, bu eşsiz manzarayı bize hediye eden Tanrı' ya teşekkür ederler her gün. Bu ritüelin her gün seyircisi vardır mutlaka. Ancak eğer bu manzarayı kalben yakın hissettiğin biriyle izlersen, ikinci muhteşemliği yarattığı için Tanrı o kullarına ömürlerince mutluluk bahşedermiş" dedi.
Ve ellerini tuttuğu Mar' ın gözleri içine bakarak sustu. Mar kalbinin yine delice attığını hissetti ama bu defa mutluluk hissi yüzüne kırmızı bir renk vermeye başlamıştı. Ne diyeceğini bilemez bir şekilde sadece Luis' in elini biraz daha sıkıca tutarak, hislerini aktarmaya çalıştı.

Luis tebessümle sözlerine devam etti. "Mar, biliyorum ki çok erken. Ancak tecrübelerimve hislerim bana doğru insan olduğunu, hissettirdiklerinden dolayı söylüyor. Birlikte hiç vakit geçirmedik, sadece ailelerimizin çok eskide kalan ortak bir geçmişi var, ancak bu ortak geçmiş bize bile uzandı eliyle ve buluşturdu. Gerisi sadece ikimize kalıyor. Dün ve bugünü yaşadık sadece ama hissediyorum ki, yeni bir insan tanımış gibi değilsin sen de, benim gibi. Yanılıyor muyum?", "Hayır" dedi Mar, "Yanılmıyorsun. Kendimi çok rahat ve kendim gibi hissettim. O kadar doğru ifade ettin ki, bu cümlelerden başka ne söyleyebilirim bilemiyorum ama hislerim kalbimin derinliklerinden akıp, elimden eline geçiriyor hislerimi Luis" dedi. Luis alaca karanlıkta yavaşça eğildi Mar' a ve sıcaklığı hissetti dudaklarında. 

********************

Akşam eve döndüklerinde Bay ve Bayan Sanchez evde onları bekliyorlardı. Yüzlerinde mutluluğun aydınlığı olan iki yaşlı insan, sevgiyle kucakladılar Mar' ı. Yolculuktan ve yaşananlardan kısaca, gülerek bahsettiler. Ve hasta olan dayının durumunun kontrol altında olduğu ve iyiye gittiğini konuştular. Sonra restaurana doğru yola çıktılar.

Yemekte eskilerden bahsedildi, Mar' ın dedesi ile nasıl birbirleriyle haberleştiklerini, ufak tefek bazı paketler gönderdiklerini, o günlere dair duyguları gözlerinde yaşayarak anlattılar. 
Mar' a onun hakkında sorular sordular. O da yaşadıklarını, çocukluğunu, eğitimini, kardeşlerini, evlerini bir çırpıda anlattı. Luis gece boyunca Mar' ı yüzünce tebessümle izliyordu. Bayan Sanchez' in gözünden kaçmadı bu. Ve oğluyla göz göze geldiğinde bir şeyler söyleyeceğini anladı. 

Luis, kadehini eline aldı ve söze başladı. "Bugün Mar' la birlikte güneş batışı seramonisini izledik" deyince anne babası mutluluktan ve hayretten şaşkın ikisini izlemeye başladılar. 
"Ve onunla geçirdiğimiz iki gün boyunca ikimizde farkettik ki, doğru zaman ve yerdeyiz. Kalplerimiz huzurla buluştu. Birbirimiz için çok yeni olsak da, kalplerimiz çok eskiden tanışıyor gibi. Birlikte Mar' ın annesi babası gibi.." kendi anne babasına bakarak, "sizler gibi bir çift  olmayı istiyoruz. Bunu sizlerle paylaşmak istedik." deyince, Sanchez ailesi böyle bir habere hazırmış gibi sevinçle kalkıp ikisini de kucakladılar. 

**************

Bu sevinç tablosu, daha sonraki günlerde haber olarak Arjantin' de yaşayan Fernandez ailesine de ulaştı. İki aile uzun seneler sonra hiç kopmamış olan bağlarını, mutluluk ve sevgiyle daha da yakınlaştırmış oluyordu. 

Yıllar sonra bile, iki ülke arasında Mar ve Luis' in öyküsü, arada ne kadar kilometre olursa olsun, birbirini tanıyan iki kalbin günün birinde, bir gün batımında mutlaka birbirine koşacağı dillerden dillere anlatıldı durdu.



(bitti)

 

{ಠ,ಠ}

|)__) 
-”-”-





not: görsel Google'dan alıntıdır.


10 yorum:

  1. vallahi bir daha mı arkası yarın?! tövbe mi desem bilemedim :))))
    teşekkürler Syrakusa/BB

    YanıtlaSil
  2. The happy end!! :))
    Çok güzel bir öykü olmuş. Yalnız baştan kendimi bir gerilim olacağına o kadar hazırlamıştımki hep bir şey olacak diye bekledim. İçimden resimlere bak Mar, onların oğlu muymuş diye geçirdim, şüpheyle okudum. Olay bu kadar kolayca açığa kavuşunca biraz hızlı bir adrenalin düşmesi oldu bende. Biraz daha aşık olma olaylarını görseydik, aynı şeyleri mi düşünüyorlar, aynı şeylere mi gülüyorlar orası biraz açık kaldı.
    Ama çok çok akıcı bir öyküydü. Kaleminize sağlık.
    Sevgiler

    YanıtlaSil
  3. :)))) İlahi Burcupc, valla bunca olaydan sonra bir de onların oğlu çıkmazmış bu Luis, hepten kafayı sıyırır kızceğiz :))

    Aslında en azından bir bölüm daha uzatabilirdim belki ama bir misafir ziyaretine tutuldum ki sormayın gitsin. Aşktır bu, insanı iki günde de yamultur nasılsa deyip, damardan verdim onlara bu duyguyu. Bazı eksiklikleri varsa da affola efenim. Gerilimle başladık, romantizmin doruklarıyla da bitirdik. Bu konuyla ilgili bir sonraki deneme kesintiye uğramayacak, en azından bunu biliyorum :)

    Teşekkürler, elleriniz dert görmesin.
    Sevgiler,

    YanıtlaSil
  4. Momentos, madem "bitti", o halde müsaade ederseniz ben öykü değil de yazarı hakkında bir kaç kelam edeyim.

    İnsanın her yaşında kendinin yeni bir yönünü keşfetmesi ne hoştur. Ben abartma sanatında şöhret sahibi olduğum için duygularımı da abartmayı severim. Cemal Süreya demiş ya, "Ben bütün hüzünleri denemiştim kendimde, Bir bir denemiştim bütün kelimeleri” diye..
    Yaşamımız boyunca her türlü hüznü, heyecanı, duyguyu ya da her türlü kelimeyi kendimizde deneyebilsek keşke.. Tecrübe edebilsek. Hatta dibine kadar efkarlansak ya da farklı farklı lezzetlerle bulutlara değin kanatlansak. Kendimizde fark ettiğimiz her yeni hissin, yeteneğin, farklılığın üstüne gitsek keşke...

    Şimdi bu bloğun sahibi yazarımız gördü ki kendisinde yeni fark ettiği tuhaf bir hal var. Aaaa... İstese öyle gerip gergef edebilir ki misafirlerini, dehşete bile düşürebilir hatta... Mahalle baskısı sebebiyle kendini tutuyor ama... Tutmasa var ya... Tutmasa...
    Momentos... Bırakın kendinizi...
    Dibine kadar yaşayın ve yaşatın heyecan yaşatıp şaşırtmayı... Bakın herkes beceremez bunu Momentos... Siz... Gördünüz kendinizi... Hatta ilk yazdığınız o kısa öykünün etkisinden korktunuz... Sonra bu arkası yarınlarda acaba... acaba.. dediniz... Hafif bir germe vaziyetiyle geçiştirdiniz... Momentos içinizi dinleyin... İçinizi dinleyin...

    Kolaylıklar dilerim:))

    Hımm.. Ben kısa yorum yazmayı acaba nasıl öğrenebilirim:))

    YanıtlaSil
  5. Hoşlargelmişsiniz HayalKahvem, :)

    Efenim balıklar istavritler sevgiyle pişirilmiş ve mideye hassas şekilde indirilmiş, afiyetler olsun :))) inşallah kahvede içmişsinizdir ardından, (yahu ben niye sizi görür görmez kahve içmekten bahsediyorum) :) Efendim müsaade ne demek, buyrun boynum kıldan incedir :)

    Aslında herşeyi denemek, her duyguya açık olmak düşüncesi bana cidden hiç yabancı değildir. Bir arkadaşımla hasbıhal ederken; kin, nefret, öfke duygularını reddettiğini, insanda bu duyguların olmaması gerektiğini söylediğini duyunca şaşırmıştım. Zira bu bizim içimizde var olan bir olgu. Biz bu duygularla yaşarken, sanırım halden hale geçebilmek meziyet aslında. Yönünü çevirebilmek öfkenin, kinin ve açabilmek kapılarını affetmenin, sevginin. İnsanı her duygusuyla kabul ediyorum ve her insanın kötü duygularını açığa çıkarttığı gibi, güzel olanlarını da saklamaması gerektiğinden yanayım. Mesela bir insanın gözünün, kaşının ya da o sabahki giyiminin güzelliğini anında söyleyebilirim ya da Bülent Ortaçgil' i dinlerken kendimden geçip alkış esnasında sahneye inip onu alnından öpebilirim. Anlık, sonuç göreceğim olaylardaki keyif inanılmaz. İnsanların yüzünün anında aydınlanması ve gülümsemeli şaşkınlık ifadesi, benim için bir kilo kuru baklava lezzetindedir :)

    Blogta yazarken neden böyle olmasın' ı iteklemelerinizle denemiş oldum. :) Belki korku filmlerini bu kadar seyredemezken, gözümü her sahnesinde kapatırken, hain bir korku tüccarı haline gelebilirim, bilmiyorum. Adımları yavaş yavaş atıyorum hocam :)))
    Uyarılarınız yol gösterici nitelikli kullanılacaktır. Teşekkürü borç bilirim.

    Sevgiler, saygılar...

    Not: Siz kısa yorum öğrenirseniz, insanlar mutsuz olur bence siz de bu konuda kendinizi sonsuz bırakınız :))))

    YanıtlaSil
  6. Momentos bu tam bir kısa film öyküsü olmuş. :) Birileri okusa da çekse :))

    Selamlar

    YanıtlaSil
  7. Ben, biraz daha şanslıydım, bu hikayenizi bir kere de ve nefessiz okudum..gerçekten gerilimli başlayıp tatlı sona geçişiniz çok hoş..beğendim..
    daha ne hikayeler var bakalım bekleyelim..:)

    YanıtlaSil
  8. Haklısınız CWRM (kısaca yazdım kızmazsınız değil mi?) :))
    yayınlandığı zamanlarda hem benim, hem de okurların ertesi gün neler olacak heyecanı ve endişesi vardı. Bir çırpıda bitirmek daha farklı bir lezzet de vermiş olabilir. :))
    Zaman ayırdınız efenim, teşekkürler,

    Sevgiler,

    YanıtlaSil
  9. Burcupc, bu mesajı yazdığınızda kısa metraj filmle ilgili herhangi bir düşünce dahi yoktu aklımda, ama neden olmasın diye düşünür dururum şimdi, iyi mi? :)))) Çokça sevgiler efenim.

    YanıtlaSil

{ಠ,ಠ}
|)__)
-”-”-

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...