13 Ekim 2012 Cumartesi

Mutluluk ~ Ölüm





Porselen reçel kaşığı elinden düştü ve yerde parçalara ayrıldı. Ta içinde o kaşığın minicik hatırası olan bir yer yırtıldı.  Eğilip topladı ve onları nazikçe sarıp, mutfaktaki çöp kutusuna koydu. 

O esnada salondaki televizyonda çok genç bir sinema yönetmeninin ölümünü haber olarak geçiyordu bir kanal. Ölüm her zaman yanıbaşlarındaydı. Hayat varsa, ölüm de vardı. Neşe kadar, kederin de yeri vardı yaşamda. "Yine ölüm içeren bir yazı olursa ne diyecekler acaba" diye düşündü ve hafifçe gülümsedi. Oysa onun yaşamında herşey yolundaydı. Mutluluktan ölünür mü acaba? diye düşünecek denli bir duygulanım içindeydi. Bir  seyahatlerinde, uçak piste inmeyip pas geçtiğinde tüm yolcular tedirgin olmuş, pilotun "bir sorun yok, tekrar iniyoruz" açıklaması bile herkesi soğuk terler içinde bırakmışken, o, dünyayla ilişkisi sonlanırsa bundan hiç gocunmayacak, bu dünyada gerçek-saf sevgiyi yakaladığından, ruh eşiyle tanışmasından sonra tüm yaşamına eşitlenecek zamanlar yaşamasından ve tam da o anda el ele olmalarından dolayı son derece rahat, huzurlu bir tavır içindeydi.

Yaşamın son çeyreğinde böyle bir mutluluk yakalanıp da sonlanırsa eğer, ahir dünyada devamını sağlayarak torpil geçerdi elbette Yaradan. Acaba o genç yönetmen de derin bir aşkı yakalamış mıydı diye düşündü bir an. Sonra hemen aceleyle kalktı ve mutfaktaki işlerine yöneldi. Mükemmel bir pasta hazırlayıp sevgilisinin doğum gününü kutlamak, o pastayla onu ne kadar sevdiğini göstermek istiyordu. Tüm malzemeler ortaya çıktı. Saatler sürdü çalışması ama üzeri dantel gibi işlenmiş enfes bir sevgi sunumuyla hazırdı artık.

Kapı çaldığında, o da İyi ki doğdun şarkısını cd çalara koymuş düğmesine basmıştı bile.









{ಠ,ಠ}
|)__) 
-”-”-



(Görsel Google' dan alıntıdır)




2 Ekim 2012 Salı

Kaş (göz) Gerisi Söz




 Likya yolundan manzaralar
 Likya yolundan Limanağzı
 Limanağzında tekneler
Limanağzı, tekneler için bir ana kucağı
 Limanağzından, Likya yoluna bakış
Kayalara oyulmuş mezarlar
 Denize yaslanmak
Batık şehir Kekova

Şehir kalıntıları
 
 Simena kaleden

 Simena kaleden kuş bakışı



 Küçük Çakıl' da gün solarken

Solgun bir gül oluyor dokununca (*)




{ಠ,ಠ}
|)__) 
-”-”-




Not: (*) Behçet Necatigil şiirinden
       Fotoğraflar M©MENT©S arşivindendir.




23 Eylül 2012 Pazar

Perdelere takılan karakterler - 4






- "Seyrettiğiniz filmleri nasıl buldunuz, siz de nasıl bir etki bıraktı?"
- "Sonunda film karakterleri olduğunuz konusunda hemfikiriz anlaşılan" dedi gülerek ve devam etti. "Sizin filminizden oldukça etkilendim. Kurgusu ve anlatımı güzel bir senaryo, görüntülerle de çok iyi desteklenmişti."

Derin bir nefes aldı.

- "Ölüm, sonu gözükmeyen boşluk, derin bir uçurum gibi. Bu da, hayatı oldukça somut yaşayan biz insanlar için korkutucu. Aynı zamanda bizim gerçeğimiz. Sonunda yüz yüze geleceğimiz parçamız. Bu tür yüzleştirme filmlerini seviyorum. Bu arada başka dünyalarla bağlantı kurabilenlerin, bu duyguyla tanışmak için güzel bir hediye olduğunu düşündüm, bu filmden sonra."
- "İçinizde ölümle burun buruna yaşayan bir tek ben varım sanırım."
"Elinde silahla bu cümleyi sarf etmek pek komik oluyor."
"Eline silah almakla ölümü uzağında tutmuş olmuyorsun. Ölüm şu salonda otururken bile gelip seni bulur. Yediğin şey yanlış boruya girer, hık der gidersin."
- "İlk bağlantıda içine girdiğim sis tabakası ürpertmişti beni. Uzanan bir sürü el, kendisini seslendirmemi isteyen bir sürü hayat vardı. Bir çok kişiye aracı oldum. Kafasındaki soru işaretlerini sanki bir perde arkasındaymışlar gibi birbirlerine ilettim. Ama hala bilmiyorum orda olmanın nasıl bir duygu olduğunu ya da ordaki yaşam kurallarını. Öğrenmek için bir çabam da olmadı. Bir ara kendimi ucube gibi hissetsem de, sonradan ölenleriyle minik bir diyalog yaşayan insanların, kalp hafifliğinin yüzlerine yansımasını izleyince bunun değerli bir hediye olduğuna karar verdim, çünkü bu sayede hayatımın en değerli hediyesiyle tanıştım."
- "Evet, film boyunca ikinizin arasında görünmez bir köprünün varlığı hissediliyordu. Güzel bir sondu."
- "Peki ya benim bulunduğum film?"
- "Başta çok düzgün bir karakter sergilediniz, iyi bir aile babası, iyi bir yönetici. Bir kaç adım sonra ufak ufak yalanlarınız çıkmaya başladı. Hepsini harika bir şekilde sıralamanız, biraz da aşinası olduğum psikiyatrik rahatsızlığı anımsattı ki zaten sonrasında böyle olduğu ortaya çıktı."
- "Ama yine de hapsi boylamaktan kurtulamadım."
- "İnce hesaplar bile Bağdat' tan döner."
- "Anlamadım?" 
- "Bir deyim sadece."

Sessizlik oldu ve suikastçı kendisi hakkında yorum beklediğini belirten bir ifadeyle baktı.

- "Sizin filmin konusu da çok ilginçti. Filmin yönünü bir anda değiştiren bir senaryoydu. Doktor olduğunuza o kadar inandırdınız ki, bunun nasıl bir komplo olduğunu çözemedim, ta ki geçirdiğiniz kazayla kısa bir hafıza kaybı yaşadıktan sonra, görevi devralan başka bir suikastçıyla karşılaşınca. Kaç hayat taşımışsınız üstünüzde, hepsi ortaya serilince siz de şaşırdınız, işte o sahne çok ilginçti."
- "Bir ara ben de aklımı kaçırıyorum sandım. Aksiyonu bol filmdi. İzlemeyi bırakırsınız sanıyordum."
- "Cidden bir gün için fazla sayılırdı belki üç film ama hepsi de iyi seçimlerdi." dedi gülerek.

Pencereye doğru bakıp, "Salonu biraz havalandırayım, hem perdeler de kapalı kalmış" dedi ve eli perdelere uzanıp da kenara çekince salonu bir aydınlık kapladı. Dışarda yağmur yağdığını görünce şaşırdı, camları açıp dışardaki yağmur ve toprak kokusunu içine çekti. "Onca saattir kapalı perdeler ardında hiç bir şeyin farkında değildim. Ama bu oksijen hepimize iyi gelecek değil mi beyler?" dedi ve salona döndüğünde hiç kimsenin olmadığını görünce şaşırdı. Evin her yerini dolaştı ama tamamen yalnızdı. "Neydi bu şimdi?" diye sordu kendi kendine. 

Birden değerli sanatçı Münir Özkul' un meşhur tiradını hatırladı. Herkes gittikten sonra repliklerin, şarkı sözlerinin, diyalogların, fısıltıların perdelerin bir yerlerine takılması ve gün ağarınca "Perdeee!" sözcüğüyle hepsinin kaçışmasını. Gülümsedi ve pencereden ince ince yağan yağmura bakıp "Perde!" diye bağırdı.




bitti




{ಠ,ಠ}
|)__) 
-”-”-


(Görsel yüksek ökçe' den)