8 Kasım 2012 Perşembe

bir kış








Epey eski, nerdeyse miladi denilecek türde bir şarkı, dükkanın içini yavaşça doldurmaya başladı. Çoktan başka bir boyuta geçmiş genç bir ses şarkısında, "bir çiçek istiyorum ben bakmazsam solacak.." diye sesleniyordu.

Kendisine muhtaç ne bir kimse, ne de herhangi bir şey yoktu yıllardır. Yalnızlığın dipsiz kuyusunda, şairin dediği gibi "merdivensiz" kalmış gibiydi. Ne var ki onca yıldır bunu fark etmeden yaşadığını şimdi anlıyordu. Yerleri silmeyi bitirdiğinde dükkana birinin girdiğini haber veren zil çaldı. Kovayı bir kenara alıp, tezgaha doğru yürüdü ama içerde kimse yoktu. Merakla zaten küçük olan dükkanın sağına soluna bakınıp,  "İçeri girdikten sonra vazgeçip çıkan biriydi herhalde" dedi. Temizlik malzemelerinin olduğu yere adım atarken tekrar zil sesini duydu. Süratle dönüp baktığında yine kimse yoktu. O zaman yüzünde bir gülümseme belirdi, "Ah tabii ya, alarmı elden geçirmek gerek, işte böyle durduk yerde çalıp şaşırtır insanı" dedi ve tezgahtaki çekmeceden iki pil çıkardı, cihazı alıp pillerini değiştirdi. "Hadi bakalım artık gereksiz yere çalmazsın" deyip yerine koydu. 

Dükkan, sabah ışıklarını yan camdan içeri doğru sızıntı halinde alıyordu. Işıl ışıl bir dükkan değildi ama bu görüntü, adeta ruhani bir hava katıyordu. Tezgah arkasında küçücük bir oda vardı. Burda hem mutfak gereçleri, hem dinlenme için dar bir yatak ve diğer malzemeler vardı. İşi çok yoğun olduğunda eve kadar gitmeyip orda kıvrılır yatardı. Nefesi sıklaşınca yorulduğunu farketti, biraz dinlenmenin iyi geleceğini hissedip uzandı yatağa. 

Gözleri uykunun derinliklerine doğru kapanmış, zihni tam bir dinlenceye teslim olmuştu. Rüya mı, gerçek mi olduğunu anlayamadığı bir ses çınlıyordu hayal meyal. Gözkapakları uyanmak istese bile açılamıyordu. Ama arka arkaya çalan alarm sesiyle birden yatakta zıpladı, hemen kalktığı için başı döndü. Gözlerini kapatıp elleriyle başını tuttu ve bir süre bekledi. Alarm bozulmuş gibi arka arkaya çalıyordu. Telaşla kalktı, ön kısma geçti. Gördüğü manzara karşısında hem çok şaşırdı, hem de gülmeye başladı.

Mavi renkte bir muhabbet kuşu dükkanın içinde ordan oraya uçuyordu. Alarmın olduğu yerden geçerken alarm onu algılıyor ve çalmaya başlayınca ürküyor ve çılgınca kanat çırpıyordu. Hemen oraya doğru yürüdü ve içindeki pilleri çıkarttı. Ortalık sakinleşince mavi kuş da tezgaha tünedi ve dikkatle bakmaya başladı ona. 




"Hoşgeldin" dedi ona işaret parmağını uzatarak. Kuş, terbiye edilmiş olduğunu belli edercesine hemen tünedi parmağa ve kendince bir şeyler gevelemeye başladı.

Parmağında kuş ile vitrinden dışarı baktı ve bu kış, her zamankinden daha güzel olacağını düşünerek gülümsedi.




{ಠ,ಠ}
|)__) 
-”-”-



(Fotoğraf Google görsellerden alıntıdır.)



2 yorum:

  1. Güzeeeelllllllllllll... Tahayyül etmesi de o kadar güzelll...

    YanıtlaSil
  2. Hayal etmek hiç sonlanmasın Profösör.. Teşekkürler, sevgiler..

    YanıtlaSil

{ಠ,ಠ}
|)__)
-”-”-

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...