10 Temmuz 2011 Pazar

deniz kızı




*****************




Tahta ıslak merdivenlerde oturuyordum. Annemin uyarısına rağmen anca merdivenin başına kadar zorladım sınırı. Sonra bir ara baktım, yasak uygulatıcısı (!) annem uzanmış ve geceden hazırladığı kuru köfteler, börek-kekler nedeniyle yorgunluğu güneşin altında had safhaya ulaşıp, bedenini rehavete teslim ederek uyuya kalmış. "Tam sırası" diye düşündüm belki de. Bir basamak, bir basamak daha... az kaldı suya değeceğim işte, ha gayret !..

Yüzlerce kişinin denize girip çıkmak için kullandığı tahta merdivenler, sürekli ıslanmaktan kaygan ve bazı yerleri yosunlu hale gelmiş. Bu ayrıntıyı, o yaş grubunun (yani 5) algılaması mümkün değil elbet. Dolayısıyla ben de algılayamıyorum ve suya değeceğim son basamakta olanlar oluyor. 


Ayağımı basamağa attığım an, sanki biri tabanımın basacağı tahtayı birden çekiveriyor ve önce ayaklarım, bacaklarım, karnım ve boynumdan sonra başım tamamen suya giriyor. Karada dengede durmayı öğrenen bedenim, ille de ayağımın altında basacak bir şey arıyor dik durabilmek için. Suyun kanununu öğrenmemişim. Arada beni "hadi nefes al biraz" der gibi yukarı kaldırıyor su ama nafile ben mesafeyi ayarlayamadığımdan nefes alma işini tam suya batarken uyguluyorum ve nefes yerine su yutuyorum. Gözlerim tamamen açık ve arada benden "glup glup" seslerinin çıktığını çok net hatırlıyorum. Ne kadar zaman geçti bilmiyorum ama içimde zerre korku oluşmadı. Belki bir iki dakika sonra denizle bütünleşmeyi öğrenecektim bıraksalar, belki de su beni erkenden bambaşka bir dünyayla tanıştıracaktı ama bir kadın "yetişin çocuk boğuluyor!" diye bağırınca, kocaman bir el beni sudan çekip çıkardı ve ters yüz etti. 

Annemin yüzündeki bembeyaz rengi, korkuyu hatırlıyorum. Aklını yitirmesine ramak kalmıştı. Kızsa bir türlü, kızmasa başka... Öfkesini ablama yöneltti, "ben kardeşine göz kulak ol demedim mi?" diye haykırarak.

Hey benim güzel ablam... Ailenin dünyaya gelen ilk çocuğu olduğu için, bütün sorumluluğun sırtına yüklendiği güzel insan...yaptığım her yaramazlığın ceremesini çekerdi daima.

O gün olanlardan sonra ciğerlerime kadar tuzlu suyun tadını almış, kocaman bir havluya sarınmış sessiz otururken, denizle ilerde çok sıkı dostluk kuracağım düşünülebilir miydi acaba? Genellikle bu tarz tecrübesi olan insanlarda bir korku yerleşir ve ömrü billah atması zor olurdu. O zamanlar biri bana sorsaydı "büyüyünce ne olacaksın?" diye, cevabım "deniz kızı" olurdu eminim.








{ಠ,ಠ}
|)__) 
-”-”-



(not: Fotoğraf ve illüstrasyon google görsellerden alıntıdır.)


4 yorum:

  1. Hiç denizin dibinde güldün mü sen ömründe?

    YanıtlaSil
  2. Ah benim çocukluğum gibi cimcime bir kız çocuğu olacak da bunu denemeyecek mi?! :))) denedim HayalKahvem... kendime kendim gibi biri gerekliydi elbet.. eh seni de buldum şükür :))))

    YanıtlaSil
  3. Denizin dalgalarıyla uykuya yatmanın keyfini çıkantırdık biz. ..

    YanıtlaSil
  4. O da apayrı bir keyiftir...

    YanıtlaSil

{ಠ,ಠ}
|)__)
-”-”-

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...