18 Ekim 2010 Pazartesi

tek kişilik alev


(The Show Must Go on - Queen)


 *****************************

Biraz önce kafasına kalın kesim tahtasını olanca gücüyle indirdiği, hareketsiz duran  bedeni sürükleyerek odanın orta yerine getirdi. Nefes nefese kalmıştı. Çelimsiz sandığı bu bedenin ne kadar ağır olduğunu düşündü. Soluklandıktan sonra adamın üstündekileri çıkardı. Maymun soyundan geldiğini düşündüğü kıllı bedenin eklem yerlerini inceledi. Duvardaki sıra sıra dizili bıçaklardan en iri ve büyük olanını aldı eline.  İki eliyle bileğine vurdu. Karın ve bacak kısmına kanlar sıçradı. El ayrıldı koldan. "Bu yazdığın bütün uyduruk şiirler için" dedi. Sonra kollarını omuzlarından ayırdı. "Kucaklamayı bilmediğin için bu da". Kafasını boynundan keserken, "Aklında dolaşan tüm tilkiler ve söylediğin onca yalan için" dedi. "Sevgiyle sevişmeyi bilmediğin halde uzvundan abartıyla bahsettiğin için" dedi iki bacağının arasına yerleşmiş erkeklik organını keserken. Sonra sırasıyla bütün uzuvlarını birer cümlelik anlatımlarla parçaladı. En son kalbine bıçağı saplarken, "Ne bu kalbi hakediyorsun, ne de sevmeyi biliyorsun" dedi ve hıçkırıklara boğuldu. Tüm bedeni ayakta duramayacak kadar çok sarsıldı ve dizleri üstüne çökerken çığlık attı.

Birden uyandı, nefes alamıyordu, göğsüne bir kaç kez vurdu, öksürmeye çalıştı ve normale döndü. Gerçek bir kabustu.

******************************

Sinirle elini çantasına daldırdı. Yol boyunca dudaklarını kemirmiş, dişlerini kenetlemişti. Bir an anahtarı bulamadı ve olduğu yerde baştan aşağı buz kesti, "nerdesin be lanet şey !!!" diye tısladı. Sonunda anahtara ulaştı ve kapıyı açıp, içeri attı kendini. Hemen bilgisayarı açtı. Üstündekileri çıkartıp banyoya gitti, duş iyi gelmişti. Banyodan çıkıp bornozla çalışma odasına gitti. Bilgisayara bakarken gözü rafta duran fotoğrafa takıldı. Bu fotoğraf ona verilirken elinde o ana ait bir kare kaldığını ve onu da kendisine emanet ettiğini söylemişti. Sakin bir şekilde eline aldı ve yavaş yavaş ufak parçalara ayırdı, bir leşi ortada bırakır gibi parçaları öylece orda bıraktı. 

Bilgisayar başına oturup, arkadaşına bugün olanları anlatan bir mektup yazdı. "Ne tesadüf, ikimizde şu günlerde aynı şeyleri yaşıyoruz" diye geçirdi içinden.Yalnız olmadığını hissetmek bile ona iyi gelmedi ama biraz daha sakinleşti. "Ben ne yaptım böyle yaaa... ben bunlardan hangisini sevmiştim ki? Kaypak olanı mı? İki yüzlü olanı mı? Yalancı olanı mı? Şerefsiz olanı mı? Hangisini?"

Seneler öncesinde oyun ve umarsızlık dolu çocukluk çağından, gençkızlığın yanakları pespembe, kalbinin bir uçurtmanın ipliğine bağlı günlerine geçişiyle bir platonik yaz aşkı gelip buluvermişti onu. Kimseler farketmedi, tüm seslerin dilsiz gölgesinde kendine bile itiraftan kaçındığı hisleriyle dolu, kocaman, uzun günler yaşamıştı. Arkadaşlıktan öteye geçmedi tanışıklıkları. O hep bekledi "bir gün" ü. Otuzbeş sene sonra o "bir gün" geldi. 

İnanılmazdı. Çıldırdı. Yüreği elinde arkadaşlarına koştu, duygularını paylaştı artık. Ona göre saklanacak hiç bir şey yoktu. Saklamadı bu sefer. Bir ayna tutulmuş gibi, içinin tüm girinti çıkıntılarını ayan beyan ortaya sergiledi.

Hiç bir vaat vermedi, onu çok ve uzun yıllar seveceğinden başka. Oysa karşı taraf habire bir şeyler söylüyordu. 
"Şu hastalığım geçsin ondan sonra tamam, seninleyim"
"Şu ameliyat geçsin, vıdı vıdı.."
"Bir işe gireyim, bıdı bıdı..."
"Bak seninle nerelere gideceğiz.."
"ooo sen .....' yı görmedin mi? tamam seninle tatile gideriz"
"Kızım bir işe girsin..."
"Kızım şu yüksek lisansı bitirsin..."
"Kızım şu sevgilisinden bir kurtulsun..."
"Kızım hele bir Almanya' ya gitsin..."
"......................................."


Onca zaman düşünü kurduğu insan, Türk filmlerinin kötü ve ucuz bir karakteri miydi sadece? Onca basitliği, onun masum zamanlarının tek ve biricik karakteri nasıl üstlenebilmişti? Birden durdu. Peki bu karakterin hiç mi iler tutar yanı yoktu? Evet, yoktu. Seneler sonra ilk buluşmalarında hayatına giren bütün kadınları kötülemiş durmuştu ve kadınları anlayamamaktan bahsediyordu. Daha ilk randevuda, cinsellikteki başarılarından dem vuruyorsa birisi eğer, oraya kapkalın çentikler atmalıydı diye düşündü. Doğru düzgün öpüşemiyordu, sigaradan ciğerleri kötü durumdaydı, nefessiz kalıyordu. Sevişemiyordu, çünkü iktidarsızlık yolunda adım adım ilerliyordu. Ama bu konuda hiç bir noktalı, virgüllü imayı bile kabul etmiyordu. 


Artık o şaşaalı duygularından kırıntı bile kalmayacak hale gelmişti. İşte bugün o miladi gün oluyordu artık. Kendi cenazesini kaldırıyordu artık seneler öncesinin platonik aşkı. 

Aşk iki kişilik miydi? Olmadığını bugün bir kez daha öğrenmişti. 

**********************

Aşk; tek kişilik bir alev,
küllerinden doğar defalarca.
Enkazı yine bir' i kaldırır,
iki döndürdüğünde yangına.

(yazan; Momentos) 




{ಠ,ಠ}
|)__) 
-”-”-



30 yorum:

  1. Ovvv!Momentos... Müthiş olmuş!!
    Gerlim romantik öykülere resmen bir giriş olmuş bu yazdığınız:) Bayıldım.

    İlk bölüm... Heyyy! Yooo... Bölümlere ayırarak yorumlamayayım.
    Sadece şunu söylemeliyim.Başından sonuna soluksuz okudum. İşte bu Momentos... Sizden var ya şahane gerilim romantik öyküler okuyacağımıza eminim.
    Sevgiler.

    YanıtlaSil
  2. Şoktayım! ne okuduğumun farkına ancak varabildim.nefis ama irkilticiydi..

    YanıtlaSil
  3. Sevgili Hayal Kahvem, :)))
    Beğenmeniz mutlu etti cidden. Oldukça sil-yaz yaptım, ifadeyi verebildiğimden emin olmaya çalıştım.
    Övgünüz ışığında denemelerim sürecek :) Çok teşekkürler.
    İyi haftalar,

    YanıtlaSil
  4. Hoşgeldiniz Syrakusa/BB,

    Fazla ürkütmedim sizi umarım. :) Beğeniniz mutlu etti.
    Desteğinize çok teşekkürler.

    YanıtlaSil
  5. efendim, nerdeyse nefes nefese okudum. Olaylar öyle hızlı akıyorduki, acaba ne olacak, acaba ne olacak diye insan sözcüklerin üzerine basmadan hızla geçmek istiyor. Eğer doğru anladıysam, fotoğrafı yırtması, adamı parçalara ayırması ile harika bir metafor oluşturmuş...

    Kaleminize sağlık :))

    YanıtlaSil
  6. Merhaba Tomrukcan,

    bingo ! diyorum.. :)
    Yorumlarla anlamlanıyor öyküler, o yüzden değerliler. Çok teşekkürler.

    YanıtlaSil
  7. Ben biraz geç okudum yazıyı ama inanın, başlangıcının bu kadar soğukkanlı yazılmış olması beni ürküttü... Filmlerle de, dizilerle de ilgili bir kafa karışıklığım var benim Testere,CSI,Dexter sonra yerli Kanıt dizisi, acaba izleyiciye "Bakın bunu yapmayın sonunda yakalanıyorsunuz" mesajı mı veriyor yoksa yeni yöntemler mi öğretiyor diye... Şunu biliyoruz ki şiddet hep vardı ve hep var olacak. İnsanın bir yüzü de karanlıktan besleniyor. Birisine bu denli öfke duyacak kadar değer vermek de doğru değil sanırım...
    Bu arada geçenlerde izlediğim bir filmde birgün için "asla"nın başka bir versiyonudur diyordu. Çok doğru...
    Selamlar.

    YanıtlaSil
  8. Sevgili Burcupc,

    Demek ki yazılan; duyguyu iletmiş, siz hakkımı vermemişsiniz ama ben anladım :)

    Blogumdaki yazılar, şiirler genellikle naif duygularla yazılmış neşriyatlardır. Bu tarz bir anlatımın içine girebilir miyim, duyguyu aktarabilir miyimi denedim sadece. Öyküdeki karakter hastalıklı olabilir ya da fazla kanırtılmış olabilir. Ama önemli olan bir karakterin nerelere gidebileceği burda konu. Neyse, görüştür tabii ki, aldım kabul ettim. Teşekkürler yorumunuza.

    Saygılar,

    YanıtlaSil
  9. Kesinlikle duyguyu geçirmişsiniz, öykü çok başarılı çok akıcı, ne oldu ne olacak diye insanı merak ettiriyor.

    Ben daha çok şiddeti normalleştirmeye, sıradanlaştırmaya karşıyım.

    Tekrar elinize sağlık.
    Selamlar, sevgiler

    YanıtlaSil
  10. Teşekkürler. Ancak farkettiyseniz öyküdeki kişi, yaşamındaki sıkıntının ruhsal durumuna etkisini bir nevi rüyasında çözümlüyor. Belki karakter olarak o da naif ve rüyasında gördüklerini yapamayacak güçte ve görüşte biri. Ama alt benliğimizde başlayan yangınların dumanı tütüyor ve kendini gösteriyor işte. Neyse başınızı ağrıttım :)

    Saygılar çokça,

    YanıtlaSil
  11. efendim, şov mast go on demişsiniz yukarıda, bizde sizi son çalışmamıza davet ediyoruz bu vesile ile :)

    katılır mısınız bize lütfen?

    El şükran

    YanıtlaSil
  12. Tomrukcan daha önce katılabilirim dedim zaten, ancak Hayalkahvem' e bir öykü sözüm var.. onu yazdıktan sonra bu sefer size söz :)

    Hörmetler,

    YanıtlaSil
  13. Peki konuyu verdiniz iyi güzel de; bunun için bir süre var mı?

    YanıtlaSil
  14. İnşallah bir şeyler çıkartabilirim, dediğim gibi öncelikli sözüm var. Eğer buna yetişmezsem sonrakine :)
    Kolaylıklar diliyorum.

    YanıtlaSil
  15. Selam Momentos,
    Sözleştik diye atölye çalışmasından geri kalmayın bence.. Hatta kaçırmayın böyle bir fırsatı ve grup terapisinden faydalanın derim:)

    Momentos siz İsveç edebiyatına bir giriş yapsanız keşke. İsveç roman ve filmleri gerilim lezzetindedir. Bilmiyorum Ejderha Dövmeli Kız filmini seyrettiniz mi? İsveç filmi.Aynı zamanda Millennium üçlemesinin ilk kitabı. Memleketimizde ilk ikisi yayımlandı sanıyorum. Ben kitaplarını okumadım. İlk filmi seyrettim. Bu filmi seyretmek romantik gerilim yazacak birine ilham verebilir... Romantik gerilim diye bir şey var mı şimdi ben mi uydurdum bilemiyorum ama o kadar masum görüntü vermenize rağmen size yakıştırıyorum bu tarzı nedense:)) Zaten baksanıza şu yukarıdaki öküyü var ya benim diyen anayiğit yazamaz yani.. Öyle böyle değil. Ki ilk denemeniz:)
    İç sesim Momentos çok iyi gerilim yazacak diyor nedense:))Cüretkarca hem de... Öyle bir koku aldı burnum vallahi.. Ne diyebilirim:))

    Sonra kadın intikam filmleri seyretmeye ne dersiniz?

    Şimdi Kore filmine geçelim. Chan wook park'ın intikam üçlemeleri vardır. Siz sadece
    "sympathy for lady vengeance" yani "intikam meleği" adlı filmi seyredebilirsiniz mesela:)
    Aman diğer ikisini sakın seyretmeyin. Çarpar çiviler insanı:))

    Acele etmeyin olur mu gerilim yazmak için... Atölye çalışmasını kaçırmayın.. Hem belki siz atölye yazılarınızı gerilim yazarsınız.. Olmaz mı? Hep sizin öykünüzü ürperek okuruz:)) Ne dersiniz?
    Sevgiler.

    YanıtlaSil
  16. Çok etkileyici ancak bu sizi tamamen gerilime itmesin, duygusal ancak mizah içeren konularda da çok başarılı olduğunuzu düşünüyorum.

    YanıtlaSil
  17. Merhaba HayalKahvem,

    Sizinle bu konuda yazıştıktan sonra dediğiniz gibi ufak bir giriş yaptım ama yansıması büyük oldu, beklemiyordum ben de açıkçası :)
    Neyse, bu bahsi geçen filmleri isim itibariyle biliyorum ama bugüne kadar sanırım epey kan ve şiddet içeren bir tek kadın intikam filmi seyrettim, o da "Kill Bill" eh hatırı sayılır bir film bence, Uma Thurman sevgisi taşıdığımdan içimde, bu film seyredilir dedim ve bir sürü teknik de öğrendim bu sayede :) ama sizinle yarışamam bu kesin :))) (ordan bir ahhhyyaaaaak sesi mi geldi nee) :)

    Efenim konumuza gelir isek; şimdi cidden öncelikle beyin olarak bu fikre giriş yapmışken bir başka konu beni kesecek. Hem ben size bir şey diyeyim mi; galiba ben de pek rapta zapta gelen tiplerden değilim :) atölyeden kaçarım sonra ardımdan YUUUHHHH çekerler diye korkarım :) şaka bir yana cidden bir konu çentiklendiyse şimdi ona kanalize oldum demektir. Kısmetse bakarız, gün bol, konu bol.. di mi efenim :)))

    Çokça sevgiler,

    YanıtlaSil
  18. Teşekkürler Adsız,

    İtmez merak etmeyin.. zira hamurumun mayası belli efenim :)

    Saygılar,

    YanıtlaSil
  19. Ovvv! Momentos Kill Bill'lerin var ya hastasıyım:) Tarantino ilahım:))
    Her filmine bayılırım!

    Bakın bizim memelekette fantastik öykü yazan kadın yazar pek yok. Ben fantastik ve özellikle gerilim öyküleri severim. Hele romantizm de varsa içinde bayılırım:) Siz romantik öyküler zaten yazıyordunuz. Şimdi gerilim kattınız içine, görüyorsunuz işte etkisini:) Okura geçirebildiniz gergef olmayı:) Hatta hayretler içinde bıraktınız:)) Hoş değil mi?
    Bu yeteneğiniz olduğunun farkında değildiniz, bir başka göz farketti acaba olur mu dedi... Oluyor işte:)) Eeee... Neden olmasın? Hep aynı tarz okuyacağımıza yeni lezzette öyküler okuyacağız fena mı? Dediğiniz gibi mayanız belli. Romantik birisiniz. Şimdi biraz gergef hisler ekleyeceksiniz:))Ve bunu becerebiliyorsunuz. Siz de şaşırdınız değil mi:))

    Tamam.. madem bu konuda havanızı buldunuz, şimdilik atölyeyi gönüllü diğer arkadaşlara bırakalım. Biz onları tribünden seyredelim ve yorumlayalım...

    Her birinizin ne yazacağınızı merakla bekliyorum:) Ben kendimi unuttum vallahi... Eyvahhh!
    Ben ne yazacağım:))

    Bu gidişle Sonbahar'da olduğu gibi sizin blogtaki yorumlarda 41 i bulacak galiba... 4ı kere maşallah:))

    YanıtlaSil
  20. Merhaba Momentos,
    Bir konuyu paylaşabilir miyim? Şimdi gerilim romantik öykü talebimiz var ya... Bu istek cinayet, kan dolu bir öykü anlaşılmaya sakın, olur mu:) Bakın, hani bir önceki öykünüzde adamın "burdaki en iyi şarap mahzenini gezdirmek için rehberiniz olmak isterim" diye bir cümlesi vardı ya, işte o cümle bende gerilim cazibesi yaratmıştı. Sonra mahzene gidecekler belki ve öyle cümlelerle örülü olacak ki öykü aslında sonu belki mutlu bitecek ama okur her yeni cümlede acaba ne olacak ne olacak diye bekleyecek:)Söylemek istediğim böyle bir şey işte...Bilmiyorum siz nasıl düşünüyorsunuz?

    Yoksa bolca kesme, biçme, doğrama şeklinde bir gerilim öyküsü, germez insanı da iç bulantısı yaratabilir. Arada abartılarak bu şekilde de yazılsa fena mı olur? Yoo.. Olmaz bence... Neyse... Bekliyoruz...Bakalım, Momentos'tan nasıl romantik gerilim öykü okuyacağız:))

    YanıtlaSil
  21. Günaydın HayalKahvem,

    Bir önceki günkü mesajda yazdığınız gibi 41 i bulacağız hadi hayırlısı :)
    Zaten bir önceki öyküde yazmıştınız o mahzen sahnesini. Elbette katılıyorum. Ancak bu rüya sahnesini acaba doğru aktarabildim mi, algılatabildim mi diye düşünüyorum. Zira hiç bir sapması olmayan insanların da altbenliklerindeki çalkantıları bazen rüyalarında çözümledikleri gözlenmiştir. Mesela kadının evliliğinde kocası onu aldatmıştır ve kadın kocaman bir otobüs kazası görür rüyasında ve kocası ölür. Evliliğini otobüse, aldatmayı da kazaya benzetmiştir.

    Sizin de dediğiniz gibi maya belli, yazıp yazılabilecek belki budur tarafımdan, bilemiyorum ama duyguyu aktarabilmem önemli. Ama burda ürkütmek değil benim derdim.. öyküdeki kadının saf, gerçek duygularına inebilmek. Okur, ne kadar empati yapabilirse, yapmak isterse o kadar, öyküdeki kadın oluyor ve algılıyor ve kan' ı görmüyor.

    Yine anlatamamış olabilirim. Neyse ben kahve içeyim :))) mesajınızı aldım. Hadi bana müsade...

    YanıtlaSil
  22. Yoo.. Çok iyi anladım sevgili yazar:)
    Tamam... Şahane...
    Aaaa! Ben de ikinci kahvemi içeyim bari...

    YanıtlaSil
  23. Sevgili HayalKahvem, biraz daha düşündüm ve yorumlara baktım da; bu size özel itirafımdır. Aslında bu öykü başarısız olmuştur. Çünkü amaç "sadece" ürkütmek değildi. Yorumlar gösterge. Herkes ürkmüş !.. o zaman benim nazarımda başarısız olmuştur samimiyim. Neyse şimdi kahve zamanı. Bir içip geleyim :) Sevgiler, hürmetler çokça...

    YanıtlaSil
  24. Kendinize haksızlık etmeyin. Hiç de başarısız değil.

    Bakın Momentos, yazı yazarken yazar bambaşka bir amaçla yazmaya oturur. Yazı öyle mecralara akar ki, yazar da şaşırır... Bu kadarla kalsa iyi, okuyucu yazınızı okur ve sizin aklınızın ucundan geçmeyecek bir lezzet alır... Aynen kimsenin aklına gelmeyen ama benim aklımdan geçen mahsen sebebiyle gerilim beklentim... Böyle bir şey işte... Herkes yazıdan nasibini alır:)

    Dert etmeyin bence... Siz istediğiniz gibi yazın... Bırakın ondan sonrasını bize:)) Bakalım ne tatlar bırakacak dimağımıza...
    Sıkmayın kendinizi oldu mu Momentos... İçinizden geldiği gibi yazın... Ne çıkarsa bahtımıza:))

    YanıtlaSil
  25. Bu kahveler nerde dağıtılıyo, bende içmek istiyorum, bende :)

    YanıtlaSil
  26. HayalKahvem, (böyle diye diye bir kahve sevdası başladı ben de :)))) bir sakızlı kahve içip geldim inanın) dert ettiğimden değil ve elbette yazmayı bırakmayacağım. Bu sadece bir gözlem oldu benim için. Yani, hani siz bazen bir yazıyı sabah başka, öğlen bakınca başka türlü değerlendirebiliyorsunuz ya, işte ben de yeniden, şöyle iyice uzaktan baktığımda öyküye ve yorumlara birden bu sonucu gördüm.

    Sadece bu hissimi sizinle paylaşmak istedim. Hepsi bu. Desteğinize teşekkürler :)
    Güzel bir iş günü dilerim.

    YanıtlaSil
  27. Tomrukcan, kokuyu takip edin bence :)))

    YanıtlaSil
  28. Ha gayret... 41 e az kaldı:))

    YanıtlaSil
  29. Durum onu gösteriyor :))

    YanıtlaSil

{ಠ,ಠ}
|)__)
-”-”-

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...