22 Ağustos 2010 Pazar

hikayesizliğin içinden çıkan hikaye


Garip elbet... ama bir o kadar gerçek. Dün akşam, artık iyice haşır neşir olduğum bir sokak kedisi yine her zaman olduğu gibi balkonumu oldukça iyi bir açıdan kesen bir yere sotalanmış, bir hareket beklemekteydi. Beyaz renkli sadece sırtında gri kırçıllı tüyleri olan, yeşil gözlü kedicik taze anne. Yavruları epey büyüdü, sanırım artık süt vermiyor ama o gün bugündür onunla ilgilenmeye devam ediyorum. Beni görünce sesini en minik tona ayarlayarak ve iç acıtıcı bir surat ifadesiyle miyavladı... Eh doğru 1.5 gündür evde değildim merak etmiş olmalı. Hemen özel kedi mama torbasını alıp, bir de plastik bir kaba su doldurup dışarı çıktım. Artık bana alıştı, evvelden uzakta durup benim mamasını koyup çekilmemi bekler, öyle yaklaşırdı. Baktım bacaklarıma sürtündü, bende bundan cesaretle boynuna biraz dokundum, alıştırma babında.

O mamasına yumulmuşken su kabını da güzelce bir yere yerleştirmeye çalıştım. Kaç tane kap koyduğumu artık ben hatırlamıyorum, çünkü şu plastik kap toplayıcıları herşeyi alıp götürüyor. Mümkün olduğu kadar onların göremeyeceği bir yere sokuşturdum ama ümitsizim. 





İşimi bitirip eve doğru yürüyordum ki, bir telefon sesi duydum açık penceremden. Hemen koşturdum ve kapıyı bile kapatamadan telefona yetiştim, tanıdık ses olduğunu görünce de biraz bekleteceğimi söyleyip, hemen kapıyı kapatıp ahizeye yönlendim. Arayan sevgili Nessuno' ydu. Biraz hoşbeşten sonra ona bu sıcaklardan bunaldığımı ve artık beynimin bile uykuda olduğunu, dolayısıyla hiç bir yazı çıkmadığını söyledim bir çırpıda. Ardından neden telefonu geç açtığımı, kediyi, su kabını, plastik kap toplayıcılarını da sıkıştırıverdim sohbet içine. Nessuno hemencecik benim zaten kocaman bir hikayenin içinde olduğumu ve bundan neler çıkacağını söyleyince hak verdim.

Özellikle plastik kap sorunuma yaklaşımı pek eğlenceliydi. Su doldurduğum kabın üstüne kocaman bir not yazarak, benim kediciği işaret edip, bu kabın kedilere ait olduğunu, almamalarını rica eden içeriğiyle gecemiz şenlendi, gülüştük. 

Aslında bu hikaye Nessuno' nun elinden çıkarsa daha şenlikli olur diye düşünüyorum ve bir de ondan rica edeceğim yazmasını.

Şimdiden sabırsızlıkla bekliyorum öyküsünü. Bunca zamandır elimden bir şey çıkmazken yeniden blogu hareketlendirmek keyifli geldi bana da. Ha, bu arada yazdığım oda şu anda öyle esiyor ki; şükrediyorum. Lütfen sonbahar ve kış gelsin... ben onlara ne öyküler yazarım, ne kestaneler pişiririm, ne kurabiyeler yapıp, çaylar demlerim :)))

Sevgiyle kalın...






{ಠ,ಠ}
|)__) 
-”-”-





not: görsel M©MENT©S arşivindendir.



2 yorum:

  1. bizimle çok hoş bir şekilde paylaştığın hayatının bu minik anlarının devamını bekliyoruz :)

    YanıtlaSil
  2. Sevgili Gia, pek yakında geliyor bir tane daha :))

    YanıtlaSil

{ಠ,ಠ}
|)__)
-”-”-

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...