14 Ekim 2011 Cuma

atıl aşklar (4)










Kaldırımda oturan adam, gecenin soğuğuna çiğ damlaları da eklenince cebinden beresini çıkardı ve başına geçirdi. Konteynırda bulduğu bu hazineyi okudukça çok derinlere sakladığı, hatta içinden yıllar önce attığını sandığı duyguları yavaş yavaş hissetmeye başladı. Ellerinin titremesi, bedeninde ılık bir şeyler hissetmesi, eski bir bağımlı gibi yeniden iştahını kabartıyordu. Elini yine yığına daldırdı ve aldığı gibi okumaya başladı. 

1940 lı yıllarda Yugoslavya' da yaşayan 9 çocuklu bir ailenin hayatı yavaş yavaş değişime ve almak zorunda kalacakları büyük bir karara doğru gitmektedir. Ülkeyi birleştiren lider ölmüştür ve halklar arasında kötülük tohumları hızla büyümektedir. 

Tüm bu olaylar esnasında, aynı mahallede yaşayan ve o zamanın şartlarına göre sadece kaçamak bakışmalarla iki genç arasında heyecanlı günler başlar. İkisi de komşu çocuklarıdır. Delikanlı kızın güzelliğine ve iyilik dolu kalbine  aşık olur. Kızın ise, babasının sertliğinden sonra güldüğünde yüzü aydınlanan bir erkeğin bakışlarıyla kalbi ısınmıştır.

Birbirlerini görebilecekleri her anı değerlendirmeye çaba gösterirler. Çarşıya, babasının dükkanına bir şey götürüleceğinde kız hiç lafı ikiletmeden götürür, komşu evlerden bir şey alınacaksa, bir düğüne gidilecekse, kardeşi gezdirilecekse, kapı önüne sarkmış dallar kesilecekse, her konuda görevi üstüne almaya hazırdır. Tüm bunların sonucunda da ödülü kalbine, ruhuna iyi gelen genç adamı görmek olacaktır. 

Genç adam ise, kimseye sezdirmeden onların kapı ve camlarını gözetler olmuştur. Bazen akşamüstleri mahallenin çocuklarını kapı önüne toplayıp, akordiyonunu çalıp onları eğlendirir. Tek amacı genç kızın da kapı önüne çıkıp eşlik etmesidir. Genç kız da müziği duyduğu anda hazırdır, yüreği ağzında ürkek, belirir kapı önünde. Göze batmamak için arkadaşlarını da çağırır, kalabalık oluştururlar. O anda birbirlerinin gözüne bakarak şarkı söylemek, onlar için dünyanın tek saadetidir. 

Onların bir yudumluk saadeti yakında sona erecektir. Zira kızın babası, çarşıdaki işyerinde ülkede yaşanan kargaşadan nasibini almakta ve gün geçtikçe zabitler herşeyi bahane ederek dükkanını basmakta, herhangi bir şey bulamayınca da gözdağı vermektedir. İstanbul' daki akrabalarına ulaşmış ve yaşadıkları durumdan bahsedip bir akıl istemiştir. Akşam karısına da durumu açar ve alabilecekleri en önemli eşyalarla bir an önce gitme planlarından bahseder. Geçen gece bir komşularının evine nedensiz baskın yapılmış, her yer hallaç pamuğu gibi atıldıktan sonra da, yanlış ihbar deyip, gülümseyerek özür dilemiştir zabitler. Yönetimin bezdirme politikaları, inatçı halk tarafından bertaraf edilse de, günün birinde silahların konuşacağı, her türlü çirkefliğin yapılabileceği bir ortamda ailesini ne kadar koruyabileceğini kara kara düşünen anne baba sonunda göç etmeye karar verirler. Çocuklara en son gün söylenecektir durum çünkü ağızlarından bu bilgiyi kaçırma ihtimali onların sonu olacaktır.

Yola çıkmadan 2 gün önce genç kızla oğlan bahçede karşılaşırlar. Gözleri milim kıpırdamadan birbirlerine mühürlü dururlarken, uzaktan gelen kadınların sesleri onları kendilerine getirir ve oğlan hemen cebinden bir kağıt parçası ve incecik tel biçiminde bir yüzük sıkıştırıverir genç kızın eline. Sonra duvarın arkasında kaybolur. 

Genç kız avucundakileri kalbine bastırır, yanakları kızarır. Şu dünyanın tüm kötülükleri bir anda o bahçede yok olmuştur. Hemen eve gelir ve kimsenin görmeyeceği bir yerde kağıttakileri okur. Notta, onu çok sevdiğinden ve onunla evleneceğinden bahsetmektedir. Hemen elindeki yüzüğü bir ipliğe geçirir ve kolye gibi boynuna takar, kimse görmesin diye de elbisesinin içine saklar. 

Gece rüyasında düğününü görür, çok mesuttur. Sabah da yüzünde gülümsemeyle kalkar. Evdeki telaşı farketse de önemsemez. Annesi ondan bazı eşyaları toplamak için yardım ister. Ertesi gün annesi, onu karşısına alıp durumdan bahseder. Kız yıkılmıştır. Gözlerinden yağmur gibi yaşlar dökülür. O aşkı için ağlarken, anne de doğdukları  yaşadıkları yerleri terkederek meçhule gidişlerine gözyaşı dökmektedir. Gecenin ortasında sessizce yola çıkacaklarını, kimseye söylememesini, kardeşlerini de hazırlamasını söyler annesi. Genç kız ise sevdiğine bir haber iletmenin derdine düşmüştür. Sokağı, bahçeyi dolanır ama onu göremez. Çaresiz bahçedeki ağaca boynundaki tülbenti bağlar.

Gece yarısı herkes uykudayken yola koyulurlar. O güzelim evlerini, ağaçlarını tek tek diktikleri bahçelerini, besledikleri hayvanlarını, can ciğer komşularını, memleketin havasını, suyunu herşeyi geride bırakırlar. Yağan yağmur gibi, genç kızın da yol boyunca gözünün yaşı dinmez. Yeni bir hayat, onun için kocaman bir kalp ağrısından başka bir şey değildir artık. Yüreği yaralıdır ama bu konuda tek söz edemez. 

Üstünden yıllar geçip çoluk çocuğa karışsa da, hüzün kalbinden gözlerine, pencere kenarından sokağı gözetleyen kafesteki kuş gibi yerleşir ve yağmurlu göç gecesinden geriye kalan bu şarkıda sevdiceğini hatırlayıp, hala sessizce ağlar.




{ಠ,ಠ}
|)__) 
-”-”-



not: Kullanılan görsel google' dan alıntıdır.

 

6 yorum:

  1. Ben de yugoslavya göçmeni olan bir babanın evladıyım. Babam bebek ken göç etmişler. Olan bitenlerin hepsini biliyorum. anlattıklarında bütün güzellikler içinde bir hüzün, her hüzün içinde güzellikler buluyorum. Bu öykü ve şarkı için aynı değerleri söyleyebilirim.. Teşekkür ederim..

    YanıtlaSil
  2. Profösör eminim ki bu öykü hem sizin, hem de Güven bey için ayrı bir yer teşkil ediyor. Yazarken her satırında içimin dağlandığı bu özel hikayeye katılımınız için çok teşekkür ederim. Benim için bir nevi sırt sıvazlaması gibi oldu.

    Aynı öykülerin çocuklarına selamlar..

    YanıtlaSil
  3. Yağmurlu günlere yakışan 'atıl aşklar' serisi bir çöp konteynırından değil de adeta nadide çeyiz sandıkları, mücevher kutuları, hatıra defterleri arasından çıkmış kadar güzel...

    YanıtlaSil
  4. Dreamland çok teşekkür ederim. Ne hoş bir ifade :)

    YanıtlaSil
  5. Ne hüzünlü bir hikaye, aşklarının saflığı ve o yarım kalmışlık yüreğimi dağladı Momentos’cuğum. Lakin bundan sonra hep o yarım kalmışlık hüküm sürer bir ömür sevgililerin bedenlerinde…

    YanıtlaSil
  6. Bu yaşıma kadar izlediğim tüm yarım kalmış ve yaşanmamış aşklara adıyorum bu öykülerimi Giz... Beğenin için teşekkür ederim canım :)

    YanıtlaSil

{ಠ,ಠ}
|)__)
-”-”-

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...