BİR KELİME

18 Mart 2011 Cuma

önemsiz bir nokta





"Senden çok hoşlanıyorum, farkında mısın bilmiyorum?.." 

Aslında farkındaydı, o ne zaman dükkana girse ondaki telaşı, yüzüne ve hareketlerine yansıyan heyecanı, saçmalama halini, gizli bir zevkle izliyordu. 

"Doğrusu farketmedim, ben farklı yorumluyordum... daha doğrusu yorumlamıyordum bile"

"Sen her geldiğinde elim ayağıma dolanıyordu, sen gelmeden önce çok sinirliysem bile birden yüzüm aydınlanıyordu seni görünce."

Gülümsedi. ne diyeceğini hesaplamaya çalışıyordu, çünkü konu istemediği yere doğru ilerliyordu. Bundan sonra söylenecek sözler belliydi ama onun bunları ne konuşacak havası vardı, ne de karşısındakini kırmak istiyordu.

"Çok hoşsun ve beni çok etkiliyorsun" dedi tekrar.

"Teşekkür ederim ama abartıyor olabilir misin acaba?"

"Hayır, sen dükkana ilk geldiğin günden beri senden etkileniyorum. Hatta o zaman istediğin şeyin gelip gelmediğini haber vermek için telefonunu istemiştim ve senin hayatında biri var mı yok mu bilmeden, mesaj yazmıştım sana hatırlıyor musun?"

"Evet"

"Ve senden cevap gelmeyince hayatında biri olduğunu ya da ilgilenmediğini düşünmüştüm. Ama tekrar tekrar dükkana gelince bendeki his giderek kuvvetlendi. Seninle her sohbetimizde de hayatınla ilgili detaylara ulaşmaya çalıştım. Ve artık bugün bunu söylemek istedim. Bana bir şans verir misin?"

Yapmaya üşendiği konuşmaya geliyordu sıra. Cümleleri, onu kırmadan, incitmeden nasıl sıralayabileceğini düşünerek, sorusuna cevap vermeye hazırlanırken, bu olayın başlangıcının iki yıl öncesine dayandığını hatırlayınca da şaşırmaktan kendini alamadı.

"Biz seninle birbirimizi hiç tanımıyoruz. Benim dükkana geldiğim sürelerde ettiğimiz cümlelerden öte başka bir şey yok. Bir ilişki için öncelikle aşık olmak, sevmek gerekir. O da yoksa yoğun etkilenme. O da yoksa boşluk hissi belki de. Ama benim bunlardan birisiyle ilişkilendirebileceğim bir durumum yok, seni sadece insan olarak seviyorum. Dükkana geldiğimde ettiğimiz sohbetleri, bulduğumuz minik ortak noktaları çoğaltmayı. Seni beğenmemekle alakası da yok bu durumumun, bunu özellikle belirtmek isterim. Ama eğer istersen ortak noktalarımızdan hareketle bazı şeyleri paylaşmayı çoğaltabiliriz. Mesela, haftasonları gideceğin yürüyüşlere katılabilirim, bir iş çıkışında seninle bir yerde kahve içip sohbet edebiliriz. Biraz daha tanımaya çalışabiliriz birbirimizi, ne dersin?"

" Elbette bunları sevgiliyken de yapabiliriz, çünkü ben senden bu kadar etkileniyor ve hoşlanıyorken, arkadaş olarak davranamam. Bence bu dediklerini sevgili olarak yapalım, kahve içelim, film seyredelim, sohbet edelim."

Israr etmemesini içinden dileyerek;

"Bence arkadaşlık ederek bana kendini tanıtma fırsatını tepme. Senin hakkındaki düşüncelerimi geliştirmen için bu iyi fırsat ne dersin?"

Biraz sessizlik oldu.

"Ne düşünüyorsun?" diye sordu.

"Daha iyi tanımak üzere, seni arkadaşım olarak seçiyorum" dedi.

"Ben de seni sevgilim olarak seçiyorum" cümlesi karşısında bir şey söylemedi.

****************

"Sevgili" yi seçen kişi ondan sonra arka arkaya bir sürü acemilikler yaptı. Sesini duyup, konuşmak yerine sadece mesaj çekti. Üstelik "mrh, nbr" gibi nitelikli mesajlardı bunlar (!). Mesaj çekme aralığı haftada bir idi. Bu arada ona belki de yakınlaşmak için fırsat yaratacak "sevgililer günü" nü de es geçti. Bir gün durduk yerde yine bir mesaj çekti ve "senden bir şey isteyebilir miyim?" dedi. Ve istediği şey, henüz hiç yakınlaşma yaşamadığı ve aklına ilk gelen kişi olan  "sevgili" den, çok sıkıştığı için hemen geri ödemek üzere borç oldu. 
 
"Sevgili" yi seçen; pazardan alışveriş yapar zihniyetiyle hareket ettiğinden, eve geldiğinde torbasında değil çürük meyva, bilakis içinin bomboş olduğunu görmeye her daim mahkumdu. Herhangi bir şeye özen göstermenin, istek, özveri ve tecrübe gerektirdiğini bilen "sevgili" olarak seçilen ise sessiz kalarak, sevginin derinliğini algılamadan uzak, samimiyetsiz bir tutum sergileyen bu kişiyi yok saydı.

Başlangıcı ile sonu arasında uçurum sergileyen bu olay ise, önemsiz bir nokta bile olamadı hayatın içinde.






{ಠ,ಠ}
|)__) 
-”-”-




 (çizgiler Google görsellerden alıntıdır.)

7 yorum:

  1. Kırmızılı karakter, başlarda ne güzel sözler edip, sevgisini ve ilgisini dile getirken, sonlarda birden kurtadam'a (kurtkadın'a) dönüşmüş. Yazık etmiş kendisine. :))

    YanıtlaSil
  2. Canım çok hayatın içinden bir yazı inanılmaz keyif aldım okurken. Hikayedeki kişi değer vermeyi bildiğini zannedip hislerini belli bir kalıba sokmak için çabalarken karşısına gerçekten çıkan şansı kaçırmış. Bir insana tanıma fırsatının verilmesi az şey değildir ama çoğu insan 'sevgili' ünvanını alınca karşısındakinin sahibi olduğunu zannettiği için bununla yetinmez. Arkadaşlığın çok daha sağlam bir temelden geçecek bir birlikteliğe açıldığını göremez ve elindekini de bu şekilde mahveder.
    Sorsan borç isteme yakışıksızlığını 'bana değer veriyor musun görmek için istedim' kisvesi altına sokar. Ve sonunda belirttiğin gibi Momentos, nokta olmaktan öte geçemez.

    YanıtlaSil
  3. "Hayat, iki dipsiz karanlık ortasında bir kibrit alevidir" demiş bir düşünür Tomrukcan. Kibrit çaktı, alev aldı ve hemen söndü...

    YanıtlaSil
  4. Sevgili Giz, yorumun resmen öykünün anafikir özeti olmuş, teşekürler.

    YanıtlaSil
  5. Güzel bir yazı. Yüce değerlere işaret ediyor.

    YanıtlaSil
  6. Yorumunuz ve beğeniniz için çok teşekkürler Profösör.

    YanıtlaSil
  7. Rica ederim canım, tüm yazıların okuması zevkli, yalın ve akıcı oluyor heyecanla bekliyorum :)

    YanıtlaSil

{ಠ,ಠ}
|)__)
-”-”-