BİR KELİME

29 Ocak 2011 Cumartesi

elli yaşında bir adam





*************************


Bugün çok uzun zamandır görmediğim bir tanıdığımı ziyarete gittim. En son görüşmemiz 2004 senesinde gerçekleşmişti. Çalıştığım şirketteki müdürümün yeğeniydi. O da bizim şirkete bağlı bir acentede çalışıyor, öte yandan kurduğu müzik grubunun kayıtlarını gerçekleştirdiği stüdyo ile uğraşıyordu. Galata' da Kuledibi sokaktaki stüdyoda saatlerini geçiren ve müzik adına, sanat adına çalışmalar yapmaktan, üretmekten yılmayan bir gençti. O zamanlar Çatalca' da yapılacak bir şenliği organize etme işi ona verilmiş ve etkinliğe bir şiir dinletisini de sıkıştırarak, bunu benim yapmamı istemişti. O zamanlar (1996 senesinden başlayıp 2001' e kadar devam etti) şiir dinletileri düzenliyordum. Gitar çalan arkadaşımla, beraber şairlerin hayatlarını inceleyip, şiirlerinden seçmeler yaparak Kadıköy' de Sahaf Cafe' de hayata geçiriyorduk dinletiyi. Gitarist arkadaşımın özverili uğraşları sonucunda mutlaka o şairin bir şiirini de bestelemesinden sonra, birlikte seslendiriyorduk. Çok heyecan verici, çok paylaşımlı zamanlardı. Sonra mekan değiştirdim, iş hayatımı isteyerek sonlandırdım ve dinletiler de sona erdi.

Henüz şirketten ayrılmamıştım ki, bir teklifle karşıma geldi. Amcasına (ki benim de müdürümdü aynı zamanda) bir doğum günü hediyesi vermek istediğini söyledi. Benden stüdyoya gelerek amcası için bir şiir seslendirmemi istiyordu. Seve seve yapacağımı söyledim. Stüdyoya gittim. Kalın bir camekan arkasından bana direktifler verdi. "S' ler patladı, bir daha alalım", ya da ben "ah yanlış telaffuz ettim, tekrar alalım lütfen" deyip durdura durdura en sonunda tamamlamıştık şiir okumayı. Önce sadece çıplak ses kayıt etti. Daha sonra fona bir müzik döşeyeceğini, bitince bana da bir kopya verebileceğini söylemişti. 

Ama şirketten ayrılma telaşında o da, ben de unuttuk bu olayı. Yıllar sonra onun stüdyosunu ziyarete gittim bugün. Yeni bir yere taşınmış. Daha konforlu, daha keyifli bir yer. Şimdilerde müzikle daha yakından ilgili olduğumdan, tüm makineleri merakla inceledim, her ayrıntıyı yakalamaya çalıştım. Hatta bilgisayarıma indirdiğim ama bir türlü çalıştırmakta başarılı olamadığım transpoze programıyla ilgili çok faydalı bilgiler aldım. Tam o esnada aklıma geldi, bu kayıdı sordum. Hemen bilgisayara girdi ve buldu. Eve gelince dinledim, ilginç geldi bana, kendi sesimi duymak.

Müdürüm o yıl 50 yaşında giriyordu ve eşi, gazetede bir yazıda okumuş bu şiiri, hemen not etmiş kenara, sonra da bizim serüven başlamıştı. Ben internette bir arama yaptım ve aslında bu şiirin Lynda Lemay isimli bir şarkıcının "Un homme de 50 ans." isimli şarkısının sözleri olduğunu öğrendim. Aşağıya şarkının video linkini ve sözleri de ekliyorum.


**************





**************

50 yaşında bir adam arıyorum
Her düşü kurmuş, her düşü yitirmiş
Her şeyi istemiş
Şimdi artık ne istediğini bilen


50 yaşında bir adam arıyorum
Her borca girmiş, her borcu ödemiş
Sonra yeterince para edinmiş
Ama paradan gözleri kamaşmamış
 

50 yaşında bir adam arıyorum
Yaşamış
Her tütünü içmiş
Her içkiyi devirmiş
Yeteri kadar kadın tanımış
Ve
Artık başkalarını aramayan

50 yaşında bir adam arıyorum
Veremeyeceklerinin farkına varmış
Geçmişi geleceğinden fazlalaşmış
Ama ancak şimdi yaşamaya başlamış

50 yaşında bir adam arıyorum
Kendini en kötüye hazırlamış
Zamanın neleri iyileştirmeyeceğini öğrenmiş
Çok cenazeler kaldırmış

50 yaşında bir adam arıyorum
Gerçeklerle yüzleşebilen
Yalan söylememe cesaretini edinmiş
Hislerinden kaçmamayı öğrenmiş

50 yaşında bir adam arıyorum
Kendini artık ciddiye almayan
Yüzünde kırışıklıkları olan
Beni sükûnetle seven
Ve benim için elinden gelecek her şeyi iyi yapan

50 yaşında bir adam arıyorum...







{ಠ,ಠ}
|)__) 
-”-”-

.

18 yorum:

  1. "Un homme de 50 ans."
    ELLİ YAŞINDA BİR ADAM

    şiirin başlığı bu. çok güzel. Aşkı huzur ve sükunetle yaşmak isteyen ve yalnızlığına bir son vermek isteyen özleyen bir kalbi anlatmışbence. Daha ne olsun.

    Sevgili Blogdaşım;
    benim sesm güzeldir bir bakıma. Dedem gazel okurdu. ben de çocukluğumda ona eşlik ederim. Gerçi okulda da gördük müzik dersi ama, o okolda kaldı. Oysa bir eğitim alabilirdim özel olarak. senin diğer bir yazındanda hatırlıyorum müzik dersleri alıyorsun ama detaylı açmamışsın konuyu. Merak da ettim doğrusu. Bir dönem ulusal bir radyoda genel yayın yönetmenliği yaptım. Bunun yanında da "Musıkimiz" adlı bir müzik programı da yaptım.

    İlköğretimde Türk müziği derslerinin daha eğitsel boyutlardı yapılması için forum çalışmaları düzenledim. İki sayı bir forum dergisi çıkardım. Bütün müzik adamlarının görüşü, tıp adamları, eğitimciler, sosyologlar, psikologlar, kültür adamları vs. gibi değerlerin görüşlerini aldım. Onları raporladım. Sonra da bir proje hazırlayıp Ecevit hükümetine sundum. Ve Türk Muziği Şura kararını aldırmış oldum. Bu şuraya Türk Müziği kurumsallığı üzerinden çalışmaları yürüttüm. Bir asistanım vardı o da işleri koordine etti. Bu şuraya TRT, Kültür Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, RÜTÜK ve benzeri büyük kurumlarziştirak için karar alındı. Düşünebiliyormusunuz; Türk müziğinin insan ruhu ve karekteri üzerindeki olumlu etkiyi daha ilköğretimde yapılması gerektiğinin üzerinde durmuştuk. Ben ne diyorsam ve yardımcım ne diyorsa hemen yerine getiriliyordu. Hatta TRT den sorumlu devlet bakanı 24 saat gece ve gündüz emrimize amade idi. Yılmaz Karakoyunlu bizi durmadan teşvik ediyordu. Ne yazıkki şura kararı Nisan sonuna alınmıştı. Bir de baktık ki biray önce hükümet düştü. Biz de bu projeyi durdurduk.

    O zamanları MÜZDA'a kurumsal danışmanlık da yaptım ben. O zamanları İstanbulda İstanbul türk Müziği Günleri yapıyorduk. 40 ayrı sahnede 40 ayrı grubu çıkardık sahnelere 40 gün 40 gece. Bu böyle dokuz yıl devam etti. Kültür bakanlığının desteği ve TÜRKCELL in sponsorluğu ile.

    Kusura bakmayın sen müzikle ilgili konu açınca çenem düştü benim. Hızımı alamadım. Ne bileyim belki de birzradyo yaad bir tv projesi hazırlayabilirz belkim. Kıskananlar da çatlayabilir (!)

    YanıtlaSil
  2. Lalehan şarkıyı da bulursam eğer yayınlamayı düşündüm şimdi. :) Teşekkürler

    YanıtlaSil
  3. Profösör, ben yazdıkça deşiyorum galiba :)) ama memnunum.

    Sanatla yakından ilgilenen insanların daha mülayim, daha öngörülü, daha yaratıcı, daha yapıcı, daha sevecen, daha daha daha... insanlar olduğu malum. Sizin de buyurduğunuz gibi eğitim küçük yaşlardan başlıyor. Yazdıklarınızı okuyunca böyle bir blogdaşım olduğu için gurur duydum.

    Bir proje !.. Neden olmasın Profösör, bizlerin yapacağı, şu an yapılanlardan çok daha seviyeli olacaktır. :) Hayatınızdan bir kesiti paylaştığınız ve yorumunuz için teşekkür ederim size.

    YanıtlaSil
  4. Momentoscummm, geçmiş + bugün olaylarını okuyunca, seninle ortak heveslerimizi yeniden yakaladım. Çok takdir ettim seni. Harikasın!!

    Ve evet kaydı dinlemek isterim ben de.. Hatta sandım ki yazının başındaki kayıt o.. belki de o.. bilmiyorum çünkü dinleyemiyorum :(((

    YanıtlaSil
  5. Mügeciğim, evet seninle çok ortak noktamız var :) Senin blogunu bulup hakkındaki yazıyı okuyunca farketmiştim ilk. :)

    Yalnız şaşırdım, neden dinleyemiyorsun? Yani hiç mi çalışmıyor, bilgisayarın mı desteklemiyor acaba? Bu kayıttaki ses benim sesim... hay allah, derhal bir formül bulmak lazım. Daha olmadı mail yoluyla gönderirim sana. Ne dersin?

    YanıtlaSil
  6. daha önceki eklemelerini dinleyebilmiştim aslında.. bir daha deneyeyim..

    YanıtlaSil
  7. inşallah dinleyebilirsin Mügeciğim... olmazsa dediğim gibi mutlaka ulaştırırım :)

    YanıtlaSil
  8. Ne zamandır ne kendi bloguma girebiliyorum ne de sevdiğim insanların bloglarına bakabiliyorum,haliyle bu yazını da şimdi görebildim,üzgünüm :((...
    Canım Momentos'um ne güzel şeyler yapıyormuşsun, keşke canlı şahit olabilseydim...
    İnceliğinin altında böyle güzellikler barındırdığını görmek şaşrıtmadı aslında beni,keşke devamı gelse.
    Sayfamda yazacak zamanım yok bu aralar o yüzden sana gelip cevaplamak istedim sorunu,H.'nin Mısır işi iptal oldu,son olaylardan sonra gitmesini hem ben istemedim, hem de gereksiz yere bir macera olacağı için vazgeçti.
    İlgine çok teşekkür ederim.
    Öpüyorum seni,sevgiler...

    YanıtlaSil
  9. Ya n' olur sen dert etme böyle şeyleri.. yoğunsun, hastalıktan yeni kalktın, çocukların telaşları vs.. ciddiyim bak :)) ben sadece bütün bunların üstüne ters bişeyler olmasın diye merak ettim seni. Çok sevindim güzel haberler verdin.

    Benim için yazdıklarına çok teşekkürler ebrulim, sağolasın. İnşallah bir etkinlik yaparsam söz burdan haber vereceğim ve mutlaka seni de görmeyi çok isterim o zaman.
    Huzur, sakinlik, keyif sizlerle olsun bu tatil boyunca :))
    Sevgiyle kucaklıyorum...

    YanıtlaSil
  10. Belki ilginizi çeker; mimlendiniz.:))

    YanıtlaSil
  11. Momentos bayıldım şiire ve tabii orjinal kaydına da. Ama keşke senden de dinleyebilseydim. Ne güzel işler yapmışsın. Tebrik ve hayranlığımı iletiyorum sana. Sevgiler :)

    YanıtlaSil
  12. Sevgili Dilek,
    Çok teşekkür ediyorum :) Blogda iki tane link var, biri video görüntülü şiirin şarkı hali, diğeri de sayfanın hemen başındaki mp3 linki ve burdaki ses bana ait, onu dinleyemedin mi yoksa? :(
    Daha olmadı şiiri yanıma alırım İzmit' e geldiğimde seslendiririm :)

    Çokça sevgiler gönderiyorum.

    YanıtlaSil
  13. Buldum..buldumm :))
    Dinledim sesini. Çok beğendimm..
    Diksiyon derside mi aldın..cok güzel telaffuzun var. Ses tonun da cok oturaklı ve renkli. Ayrıca iyi kullanıyorsun. Güzel ses tonu olan diksiyonu mükemmel insanlara hep hayranlık duymuşumdur. Sevgiler

    YanıtlaSil
  14. Yüzüm kızardı yaa Dilek :)
    Teşekkürler...
    Diksiyon dersi almadım, Türkçeyi doğru ve güzel kullanmak benim için önemliydi, bizler de zaten tek kanallı tv döneminin çocukları olduğumuzdan onun da etkisi oldu. Çok izledim, çok dinledim. Başarılı diye nitelendiriliyorsam cidden bu benim için sevinç kaynağı. :) Çok teşekkürler Dilek.

    YanıtlaSil
  15. İlk okuduğumda kaydını dinleyememiştim.Çok tebrik ederim Sezer aynı zamanda nefis okumuşsun.

    YanıtlaSil
  16. Ah canım :) teşekkürler...
    Demek bir problem oluyor ilk açışta.. anlamadım neden ama iyi ki bu detayı da yorumlarda yazdık..

    YanıtlaSil

{ಠ,ಠ}
|)__)
-”-”-