12 Ocak 2015 Pazartesi

Hoşçakal Sedef






 





Ocaktaki tencere, içindeki suyun kaynadığını haber verircesine dumanlarını havaya savuruyordu. Dolaptan makarna paketini çıkartıp açtı ve kaynayan suyun içine boşalttı.

Yorgundu ve bir an önce soğuk mutfakta işini bitirip yemeğini yemekten başka bir şey düşünmüyordu.

* * *

Tabağından dumanlar tüte tüte salona geldi, koltuğa oturdu ve yemeğini bir bardak şarap eşliğinde yemeğe başladı. Telefonundan bir ses geldiğinde artık yemeği bitmişti. Tabağını sehpaya bıraktı, telefonuna uzandı. Koltuğa iyice gömülüp ekranda gördüğü mesajı açtı. 

"Sedefim 2013 10. ayın 14' nde lösemi sebebiyle aramızdan ayrılmış" diyordu mesajda. Midesine yumruk yemiş gibi kalakaldı.

Bir cevap yazması gerekiyordu bu ani, beklenmedik ölüm için ama kelimeleri, cümleleri kaybetmişti sanki. Gözleri hayret ve üzüntüden kocaman açılmış yüz ifadesini kullandı hemen gönderdiği mesajda. Ne olduğunu, nasıl olduğunu bir çırpıda sorduğu mesajdan sonra Sedef' in yüzünü hatırladı. 

İncecik, narin, kocaman gözlü ve kocaman gülüşlü bir genç kız, arkadaşının ofisine gelmiş iş başvurusunda bulunmuştu. Önce harika bir çalışan iken sonra onlar birbirlerine aşık olmuşlardı. Arkadaşı çok uzun zamandır mutsuzken, bu aşkla birlikte nasıl canlandığını, gençleştiğini ve enerjiyle dolduğunu görüp mutlu oluyor ve onları destekliyordu. Daha önce yurtdışında yaşayan arkadaşı, İstanbul' a bir deneme dönüşü yapmış, seneler önce terkettiği iş alanını yeniden etrafında döndürmeye çabalıyordu. Zorlanıyordu, çünkü etrafında pervane olan nice insan, şimdi onun ne telefonlarına, ne de karşısına çıkmıyordu.

Aşk' ın gücü işte böyle bir ortamda daha da anlamlıydı. O duyguyu dolu dizgin yaşarken herşeyi halledebilme gücünü de veriyordu hayali de olsa. Ama bu aşk' ın da sınırı bir yere kadardı ya da onlar öyle düşündü. Arkadaşı kendi memleketinde ikiyüzlü bu insanlarla bir yere varamayacağını anladı ve tekrar geldiği yere dönme kararı verdi... verdi ama aşk onu engelliyordu. Sedef' ini de yanında götürmek istiyor ama onun üniversitede okuması, ailesi, aradaki yirmibeş yaş farkı ve bilumum sebeplerle yolları ayrılmak zorunda kaldı.

Sedef, narin ve sıcak gülüşüyle girdiği hayatlarımızdan bir bıçak kesiği gibi ayrılıverdi. O zaman bu zamandır hiç bir haber almamıştı.

Ve şimdi tüm kötü haberlerde olduğu gibi, bir gece vakti ölüm haberi gelivermişti.

Onun burda, arkadaşınınsa orda üzüntüden buz kesmiş kalpleri, acıyı paylaşırken yavaş yavaş gözyaşlarıyla ıslanmaya başladı. 

Gece ilerlerken ölümlerin, sonradan hep ne çok şey hatırlattığını düşünüp onun fotoğraflarının olduğu internet sayfasını açıp sessizce baktı.


Hoşçakal Sedef...






{ಠ,ಠ}
|)__) 
-”-”-



not: fotoğraf Ali Sarıkaya' nın albümünden.


8 Ocak 2015 Perşembe

yaprak yaprak dünler...







                             ........
                         ........

            

                         Bir güvercin ben öldüğüm zaman 
                         Nice hüzünlerden yaprak yaprak 
                         Bir güvercin ben öldüğüm zaman 




                         CEMAL SÜREYA 




{ಠ,ಠ}
|)__) 
-”-”-




not: dizeler şairin "Az Yaşadıksa da" adlı şiirinden alıntıdır.







Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...