16 Ekim 2017 Pazartesi

bazen...









Bazen karşımıza günlük yaşamda gülümseten şeyler de çıkıverir. 

Yakaladın mı güleceksin (◠‿◠)





{ಠ,ಠ}
|)__) 
-”-”-




not: fotoğraf ​M©MENT©S​ arşivindendir.​



9 Ekim 2017 Pazartesi

"O" melek oldu 👼







Radyoda "Goodbye yellow brick road" çalıyor ve biraz önce cep telefonuma gelen mesajla, deyim yerindeyse dondum kaldım. 

Blogger arkadaşım, gönderdiği mesajda biraz önce annesini kaybettiğini ve yarın cenazesinin kaldırılacağını yazıyordu. Şaşırmamın sebebi arkadaşım annesini bir kaç yıl önce kaybetmişti. Hatta annesi alzheimer hastasıydı, onunla ilgili yaşadıklarını, http://alzheimeroldum.blogspot.com.tr de paylaşıyordu. Uzun ara verdiği diğer bloğu olan http://dostca99.blogspot.com.tr de 2015 te yeniden yazmaya başlamıştı.

Tüm bu olayları bildiğim, ama insanız bazen söylenen şeyleri aklımızda yanlış odacıklara yerleştirir ve pot kırmaya meyilli hale geliriz diye, ortak dostumuz HayalKahvem' den sağlamasını yapayım dedim. Ve gelen mesajı, arkadaşımız Dilek' in oğlunun gönderdiğini, bizim melek kalpli Dilek' imizin kuş olup uçtuğunu öğrendim. 

Üzüntümü anlatacak kelime bulmakta yetersizim ! Şoktayım !

Onu, yüzündeki meleksi yumuşak gülümsemesiyle hatırlarken, aniden ölümün soğuk kuyusuna düşmüş gibi hissediyorum. 

Geride kalanlara sabır dilemekten ve onu yazdıklarıyla, güler yüzüyle hatırlayıp, dualarımı yollamaktan başka bir şey diyemiyorum.

Yukarda eklediğim eseri çok sevdiği için yayınlamak istedim. Uğurlar olsun sevgili Dilek.... 💟




{ಠ,ಠ}
|)__) 
-”-”-







30 Eylül 2017 Cumartesi

Dramalılar Köşkü


Bir şehirde yaşarken çoğumuz geçtiğimiz caddelerin, sokaklardaki binaların, çeşmelerin, heykellerin ve bunun gibi bir çok detayın farkında olmayız. Şehir bizim yaşadığımız ama derinliğini, tarihini, dokusunu bilmediğimiz bir yerdir çoğu kez. 

Tüm yaşam kaygılarından ve üstümüzdeki sıkıntı kırıntılarından silkinip, bir turist gibi gezmeye başladığımız zaman etrafımızda bulunan pek çok şey ışıldar, renklenir. Görmeyi seçerek, bir çocuk merakıyla etrafı algılamaya başlarız. 

İstanbul' daki çoğunluk yeri iyi bilirim. Keşifsever ve tarihe meraklı biri olarak, mekanların geçmişe ait kokuları, yaşanmışlıkları çoğu kez başımı döndürmüştür gezilerimde. Şu anda bulunduğum kentin hatırı sayılır yerlerini elimden geldiğince inceliyor, geziyorum. 

Sürekli bir koşturmaca içinde önünden geçtiğim yüksek duvarlı bina, nihayet ilgimi çekti. Kalabalığın içinden sıyrılıp belki kahve içer, dinlenirim diye baktığım yerde, Kent Müzesi yazısı beni çoktan içeri davet etmişti bile.

Gerisi fotoğraflarda gizli.

(not: detay bilgi ve daha fazla fotoğraf için şuraya bakabilirsiniz.)




 (* köşkün maketi)
 (*köşk girişi)

 Mutfak

  

 





 Misafirlerin kabul edildiği bölüm

 Hamamdan görüntüler

  


Bahçedeki kuyu





{ಠ,ಠ}
|)__) 
-”-”-





not: fotoğraflar ​M©MENT©S​ arşivindendir.
(*) lı fotoğraflar bağlantı verilen siteden alıntıdır. ​




19 Eylül 2017 Salı

mırıldanmalar...









Bir havuzun başındaydım.
Nasıl bir duyguysa beni saran,
sandım ki tüm dünya orda...
Her nesnenin ayrı bir rengi, 
ayrı bir biçimi,
ayrı bir mesajı, kokusu, tadı vardı.

Hepsini ayrı kıskandım !
Su gölgesi olup içine daldım.

Beni kabul et...
kabul et..
kabul...


S.Ö./2017













{ಠ,ಠ}
|)__) 
-”-”-




not: fotoğraf ​M©MENT©S​ arşivindendir.​




12 Eylül 2017 Salı

32 derece




Hala yazdayız. Eylül ama sıcak dorukta. Yaz; disiplini elden bırakmış bir öğrenci gibi hissettiğim mevsimdir. Yeme-içme, uyku, gezme vs alışkanlıklarının bozulduğu ama bir o kadar da düzeltmek için uğraşılmadığı bir zaman dilimi.

Bu zaman dilimine, biriktirme mevsimi diyorum. Geçenlerde internette bulduğum bir filmi izledim. 2017 Amerika-Kanada yapımı, Rememory.






Rememory, hatıraları seçip tekrar izlemenizi sağlayan devrimsel bir cihaz geliştiren ünlü bilim adamının esrarengiz ölümünü ve bu ölüm sonrasında yaşanan olayları anlatıyor. Bilim kurgu-dram türdeki filmde tanıdık bir yüz olarak Peter Dinklage ve Julia Ormond' u izlemek güzeldi. 

"Anılarımızın özetiyiz."

"Taşıdığımız en güçlü hatıralar, sevgi içeren anlardır."


*******

Severek izlediğim bazı bloglar artık yazmıyor, kimisi ise tamamen vazgeçiyor. Sonbaharın yaprak dökümünü anımsatıyor bu durum. Yerine yenileri geliyor elbet ama yine de blogdaş birilerinin eksilmesi, damağımda bir tadın eksilmesi gibi oluyor.

Yayın hayatına yeni başlamış bir blog keşfettim, az ve öz yayınları, araya katıştırdığı müzikleri var. Keyif aldım izlerken, okurken ancak bunu ona iletebileceğim ne bir yorum bölümü, ne de ulaşılacak bir mail adresi var. En iyisi burdan yazmak dedim :) 

merak ettiyseniz adresi aşağıda;

http://gabuzzicafe.blogspot.com.tr

Bazı izleyenleri ben de takip etmek istiyorum ancak onların sayfasını bulamıyorum. Bari onları da burdan yazayım da belki okur ve kendi bloglarını takip ederek, onları bulmama yardımcı olurlar. 

Moka, Tuğba Küçük, Arif Öztürk, Murat Cenk, Burcu C, Volchitsa.


İşte böyle...






{ಠ,ಠ}
|)__) 
-”-”-



not: Kullanılan görsel, Google' dan alıntıdır.




11 Eylül 2017 Pazartesi

Fragman






YOKTUM.

DÖNDÜM.

YAKINDA YAYINDAYIM.








{ಠ,ಠ}
|)__) 
-”-”-



not: fotoğraflar ​M©MENT©S​ arşivindendir.​



25 Ağustos 2017 Cuma

Bir film / Electricity ⚡




 Bu filmi bir kaç saat önce seyrettim ve yayınlamak için beklemek istemedim. İngiltere yapımı bir Bryn Higgins filmi.

Başrol oyuncusu Agyness Deyn mükemmel bir performans sergilemiş. Epilepsi hastası genç bir kadının, uzun süredir kayıp olan kardeşini ararken geçirdiği ağır sanrılı zamanlarını, hastalığına bakış açısını, onun gözünden izlemek olağanüstü etkileyiciydi.

En azından bir kere bile olsa, hepimizin bir epilepsi hastasıyla yaşamımızın bir yerinde yolu kesişmiştir. Onları yerde çırpınırken seyretmek, eminim ki hepimizin kalbini acıtmış ve çaresizliği yaşamışızdır.

Bu sefer yaşayan kişinin kriz yaklaşırken hissettikleri, kriz anı, normal yaşamında kaç adet ilaç alması gerektiği, her ilaç değişiminde vücudunda ne gibi değişimler olduğu, hezeyanları vs. gibi hassas noktaları göreceğiz. Filmin bir sahnesinde kriz anı yaklaşırken, aklından geçen cümle şöyleydi: 

"Nöbetin gelmesini, ruhumun kendini benden söküp atmasını ve beni yürüyemediğim ama uçabildiğim o ana geri yollamasını beklemek."

Bu cümleyi filmi izlediğinizde daha iyi anlayacaksınız. Seyretmenizi öneririm.












{ಠ,ಠ}
|)__) 
-”-”-



not: fotoğraf Google görsellerden, fragman Youtube' dan alıntıdır.​


20 Ağustos 2017 Pazar

Polikhne / Balıklıova (*)


 Ege' nin enfes kıyı köylerinden biri Balıklıova, tarihteki adıyla Polikhne.

Sahil şeridinde evler, lokantalar mevcut.

İstanbul' da martıların bir simit parçası için birbirleriyle dalaşmasına alışkınsanız, burda öyle bir görüntüye şahit olamayacaksınız. Ne kadar yiyecek atılsa da, hiç istifini bozmayan martı kardeşler bunlar.

Her güzellik detaylar da gizli

Geniş açıdan bakarken

 Oldukça küçük ve yolları dar olan bir köy. Eğer bir araç sağda park etmişse, geçebilmek için yavaşlama, hatta durma esnasında etraftaki dükkanlardan ilginç, yöreye özgü şeyler alabilme fırsatını da elde edebilirsiniz.

Yörenin antik adını kullanan bir otel. 

 Zevkle tasarlanmış bir mekan.

Dinlence köşeleri

Odalar ve bahçeden görünüş.

Denizin ortasında oturuyormuş duygusu veren alan.

Doğaya uyumlanmış binalar, takdiri hak ediyor.

Ağaç gölgesinde.

Saksı seyri.


 Genel görünüş.

Heykel ve duvardaki mozaik düzenleme ince bir zevki işaret ediyor.

Sunulan bir fincan kahve, 40 yıl sürecek ziyareti işaret ediyor.

Dönüş yolunda güzel anları, gözlerimiz ve yüreğimizde saklayarak mutlu şekilde veda ediyoruz.













{ಠ,ಠ}
|)__) 
-”-”-




not: fotoğraflar ​M©MENT©S​ arşivindendir.​
(*) (Vikipedia' dan alıntı: Balıklıova'nın tarihteki ilk ismi Polikhne'dir. Yerleşim yerinin ismi tarihte komşuları Klazomenai'nin MÖ 413'teki istila girişiminde geçmektedir. Yakın tarihte, Osmanlı zamanında da bu isimle anılagelmiş bir Rum köyudür. Cumhuriyet sonrası Rumların göçe zorlanması ve mübadeleyle köy boşalmış, köyün eski yerleşim yeri terk edilmiştir. Şu anki ismi Polikne'den Türkçeye Balıklı ve Balıklıova olarak geçmiştir.) 


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...