19 Mart 2012 Pazartesi

YAN(A)YANA ÖLMEK *









Oturduğu koltuktan hızla kalktı ve balkona çıktı. Dışardaki dehşet soğuğu ancak balkona çıktığında anladı. Birisine bağıracakmış gibi ağzını açtı ve nefes almaya çalıştı. Oksijen ve soğuk aynı anda içini dolduruyordu. Soğuktan titremeye başladı ama aldırmadı. "Ölüyorum Tanrım !" diye geçirdi aklından.

“Bir pervane gibi ölüyorum!”

On üçüncü kattan aşağı baktı, yükseklik fobisi olmasına karşın, sırf bu korkuyla yüzleşmek için tuttuğu bu evin balkonunda daha önce defalarca olduğu gibi, yine aşağı bakarken başı dönmeye başladı ve sınırdan geri döndü, içeri girdi ve aynı koltuğa oturdu, şimdi başladığı yerdeydi…

Düşünmeye başladı… Tutku ve ölümü sembolize eden pervaneye benzetirdi böyle olduğunda kendini… Aşk kapıyı çalmıştı… Uzun süren bir uykudan sonra uyanmaya başlamıştı…  Oysa aşkın imkansızlığı vardı, bu yüzden aşk pervaneye benziyordu, nasıl ki pervane yanıp kavrulmaya yazgılıysa, aşka düşen kişi de yanmak zorundaydı, aşka düşüp de yanmayan birini tanımıyordu, ama yanıklar derece dereceydi, bu ateşe olan uzaklığın ve ateşle dansın ne kadar sürdüğüyle ilgiliydi, hafif yanıklarla aşk ateşinden kurtulan, sonra iyi ki daha fazla yaklaşmamışım diyenlerin sayısı az değildi…

Kavuşamayacaktı bunu biliyordu, ama derecesi ne olursa olsun yanmak istiyordu… Birden düşüncelerinden uyanır gibi deniz tarafındaki pencereye baktı, bir martı penceredeydi, Boğaz’ı, Kız Kulesi’ni, Galata Kulesi’ni düşündü, bir hafta sonra bahar iyice yüzünü gösterecekti, karar vermiş gibiydi, gülümsedi, yanacaktı, hiç değilse bir süre için, birkaç gün belki, ama yanacaktı, kalktı, çalışma odasına gitti, ateşe daha yakın olmak için, bilgisayara ilk cümleyi yazdı…

“Oturduğu koltuktan hızla kalktı ve balkona çıktı.”







Yazan İstanbul





(*) Bu öykü, "nefes" adlı öykümden esinlenerek, sevgili dostum İstanbul tarafından kaleme alınmıştır. Sayfamı zenginleştiren bu paylaşımı için çok teşekkür ederim :)








(fotoğraf google görsellerden alıntıdır.)







2 yorum:

  1. Momentos'un yazısı, madem bu yazıyı tetiklemiş. Bu yazıyı okuyunca keşke şiir yazabilsem diye içimden geçirdim. Hayatımda hiç şiir yazmadığım için gene bir şiirin dizelerialdım buraya getirdim. Şöyle:)

    RAHATI KAÇAN AĞAÇ
    Tanıdığım bir ağaç var
    Etlik bağlarına yakın
    Saadetin adını bile duymamış
    Tanrının işine bakın.

    Geceyi gündüzü biliyor
    Dört mevsim, rüzgârı, karı
    Ay ışığına bayılıyor
    Ama kötülemiyor karanlığı.

    Ona bir kitap vereceğim
    Rahatını kaçırmak için
    Bir öğrenegörsün aşkı
    Ağacı o vakit seyredin.
    Melih Cevet Anday

    Sevgilerimle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah HayalKahvem, öyle yerinde ve (deyim yerindeyse) cuk diye oturan yorumlar yazıyorsun ki, o kadar olur.. :) yorumların içinde şiirlerden örnekler vermen de cabası. Melih Cevdet' e kadar uzandık bu yazı sayesinde.. ne diyeyim, her yanımız güllük gülistanlık :))

      Sevgiler,

      Sil

{ಠ,ಠ}
|)__)
-”-”-

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...