14 Ağustos 2011 Pazar

komşuluk







Şehrin göbeğindeki koca apartmanda bir tek ikimiz yalnız yaşıyorduk dairelerimizde. 

O, benden daha deneyimliydi bu konuda. Yalnızlığı neredeyse asır olmuştu, ya da yalnızlığın içinde yarattığı acıyı bastırmak için abartılı bir alaycılığa vuruyordu işi. Üzülmüştü benim bir başınalığıma. Hatta beni durumun vehametini görebilmem için bazı korkutucu cümlelere boğuyordu. 

Yaşamın artık eskisi gibi olmayacağını, bir an önce bir düzen içine girmemi aksi takdirde yozlaşacağımı söylediğinde ona çok içerlemiş, hatta kızmıştım. Akşamları mutlaka bir kaç saatimi geçirdiğim dairesine de bu yüzden bir süre uğramadım.

Kendi hayatıyla kıyaslıyordu eminim benimkini. Ama farklı zaman diliminde gelmiştik hayata ve benim bu yaşamdaki duruşum daha keskin hatlıydı biliyordum. Ama o bu ülkenin ilk sinema yönetmenlerinden olduğundan, elini kadrajlayıp belki de öyle bakıyordu hepimizin hayatlarına, alışık olduğu sonlara bakar gibi. Belki de benim için endişesi bu yüzdendi.

Ondan tek öğrendiğim şey keyifti. Bir çayı içmenin ritüelini, porselen demliğe konulan sıcak suyu ve onlarca çay çeşidinden birini seçip, ölçüsüyle içine katmasını, sonra da demini alması için mutfak saatini ayarlayıp masayı örtülerle, peçetelerle, porselen fincan ve tabaklarla donatıp, çayın yanında atıştırılıcak minik tadlarla bezemeyi gerçek bir keyif haline dönüştürmesini izledim. O esnada hayattan, yaşadıklarından, sinemadan, anılarından konuşur, gülerdik. Tavlada o kadar iddialı olmasına rağmen, "ballı" diye hitap ettiği bana her seferinde yenilmesinden dolayı köpürürdü. Siniri geçene kadar ortalıkta görünmezdim.

Dopdolu bir adamdı. Dostları tarafından da sevilir, ziyaret edilirdi sık sık. Ne var ki, akşam olunca herkes evine çekilir, o yalnız kalırdı koyu bir hüzünle. Onu kedere boğan durumunu bana anlattığında çok üzülmüştüm. Çok genç biriyle, çok geç yaşta evlenmiş, bir oğlu olmuş ama evlilik karaya oturunca eşi oğlunu da almış, uzaklara gitmiş. Ne bir haber, ne mektup. Oğlunu sokakta görse tanımayacağından bahseder, hayıflanırdı.



Bir gece sessizce gidivermiş. Ben alt kattaki dairenin yatak odasında uyurken, o üst katta aynı odada nefesini vermiş, kimseyi rahatsız etmeden, sessizce. 

Onca zaman geçti; o zaman ne demek istediğini şimdi anlıyorum sanırım. Teşekkürler, hayatımın on senesine eşlik ettiğin, minik hazlardan şölen yaratmayı öğrettiğin için Nişan Hançer !..





{ಠ,ಠ}
|)__) 
-”-”-


Not: Yönetmenle ilgili detay bilgi için buraya tıklayabilirsiniz.
         Fotoğraf google görsellerden alıntıdır.


2 yorum:

  1. bir sanatçıyla tanıştırdığın için teşekkür ederiz. Bu pazar paylaşımın kültür adına verimliydi..

    YanıtlaSil
  2. Teşekkürler Profösör...
    Saygılar,

    YanıtlaSil

{ಠ,ಠ}
|)__)
-”-”-

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...