5 Nisan 2011 Salı

akut ve taşlı




******************************

Geceyarısı aniden uykusundan uyandı. Midesi ağzına gelmek üzereydi. Yorganı üstünden attığı gibi eli ağzında koştu banyoya. klozetin kapağını açarken parmağı sıkıştı ama ağzından biraz sonra dışarı çıkacaklar daha önemliydi.

Rahatladığını sandığı anda yine bir atak daha geldi mideden. Öteden beri ne kadar çok korkardı istifra etmekten. Tüm bu debelenmeler arasında nefessiz kalıp boğulacağını düşünür, mümkün olduğu kadar bu bedensel olayı ötelemeye, başka çareler aramaya çalışırdı ve başarırdı da. Hayatında ikinci büyük istifra olayıydı bu. Öncekinde bozulan buzdolabında bulunan peynirden yemiş ve yine gece yarısı 14 kez arka arkaya, artık hiç bir şey kalmayan midesinden safraya geçiş yaptığında bedeni, hastahaneye kaldırılmıştı arkadaşı tarafından. Serum bağlanmış ve anca o zaman derin nefes alabilmişti.

İşte yine o geceye benzer bir durum yaşıyordu ama tek farkla. Bu sefer hem mide ile göğsünün arasında ve hem de sırtında orta noktada bir yer dinmek bilmeyen bir ağrıyla öldürüyordu onu. Öne eğilse sırtı ağrıyor, arkaya kaykılsa göğsü. Tüm bu ağrı arasında da yine banyoya taşıyordu artık içinde hiç bir şey kalmayan midesini. 

Evet yine 14' ü bulmuştu sayı olarak. Yalnızdı. Kendini kaldırıp bir hastahaneye götürmek ona zor geliyordu, çaresizdi ama yine de, gece vakti elini telefona götürüp arkadaşlarını uykularından uyandıramıyordu. Sabahın ilk ışıklarına kadar böyle devam etti ve hemen taksi durağından bir taksi istedi. İki büklüm gelen taksiye bindi ve gittiği acilde ağrısının fazla olduğunu ve bunu durdurmalarını istedi. Yine serum takılacak ve geçecek diye beklerken, hiç bir şey hafiflememişti. Sadece bulantı durmuştu ama ağrı kocaman bir taş gibi duruyordu. Gelen doktorlardan birine "nolur bu ağrıyı durdurun" diye yalvaran bir sesi zar zor çıkarabilmişti. 

Hemşire elinde bir iğneyle geldi ve bu ağrınızı giderecektir dedi. Biraz sonra herşey ayağının altından kayıyor gibiydi. Baktığı hiç kimse düz durmuyordu sanki. Damarlarında dolaşan sıvı, avını deli gibi arayan vahşi bir hayvan misali, gittiği her yerde deformasyona sebep oluyordu. Bir gariplik hissettiğini, ne verdiklerini sorduğunda "morfin" cevabı ürküttü onu. Ayağa kalkıp gitmek istediğini söyledi, o sırada doktor ondan kendi isteğiyle gitmek istediğine dair bir kağıt imzalatmak istedi. Gitmeliydi, hemen kendi imzasına benzemeyen bir karalama yaptı. Hastanenin dışında çıktığında bayılmak üzere olduğunu farketti, bir taksiye el etmesi ve kendini eve atması bir oldu.

Saat artık makul bir zaman dilimine gelince hemen telefonu alıp, en yakın arkadaşını aradı. Arkadaşının gelip onu almasına kadar geçen zamanda, ölmekle yaşamak arasında hiç de zor olmayan seçim yapılabileceğini farketti. 

Arkadaşının arabasında uykusuz, aç, susuz, sersemlemiş bir halde ön koltuğa kaykıldı ve derhal diğer doktor olan arkadaşının çalıştığı hastahaneye doğru yollandılar. Hastahaneye vardıklarında onu bekliyordu tüm ekip. Hemen ultrason çekildi ve safra kesesinin girişini tıkayan misket büyüklüğünde taş olduğu görüldü. Ne ileri, ne geri kıpırdıyordu taş ve bir türlü geçmeyen ağrı bu yüzdendi.

Sabah ilk saatte doktoru Adem bey tarafından ameliyata alınacaktı. Hayatındaki ilk narkozlu ameliyatı olacaktı. Daha önce bademcik, burun deviasyonu, diş ameliyatı gibi operasyonlar geçirmişti ama hepsi lokal anestezi ile yapıldığından kendindeydi. Ama tüm bunların hiç bir önemi yoktu şu anda, tek istediği ağrıyı hissetmeden uykuya geçmekti. Doktor arkadaşı hemen ona bir hap çıkarıp verdi, "bu, hayatında en güzel uykuya dalmana yardım edecek" dedi ve bir bardak suyla içtiği hapla ağrısız bir dünyaya daldı.

Sabah erkenden iki arkadaşı da geldi, hemşireler onu hazırladı ve ameliyathaneye giderken doktor arkadaşı kendisi için yazdığı şiiri okudu ona. Gözlerinin ıslandığını farketti, ne hissedeceğini bilemiyordu, çünkü ameliyathaneye girmeden önce rahatlatmak için ilaç verilmişti. Ve ona adını sordular soyadını söylerken herşey karardı.

"Çok soğuk, donduuummm" diye mırıldanıyordu gözlerini hafif araladığında. "Üstümü örtün ve beni de rahat bırakın, uyandırmayın nolur" demek istiyordu oysa. Bir kaç saat sonra tamamen uyanmış, hafiften işlem yapılan yerlerde birşeyler hissediyordu ama artık o ağrının olmamasından dolayı çok mutluydu.

*****************

Hastahanedeki ikinci gündü ve ertesi gün taburcu olacaktı. Arkadaşı yine yanındaydı. Yaşadıkları üç günü konuşuyorlardı. Birden yüzünde garip bir ifade gördü arkadaşının. "Ne oldu?" dedi hasta. "Haber verilmesi gereken insanları senin cep telinden bakıp not ediyordum bir kenara. Çok tuhaf bir şey gördüm" dedi. "Ne?". "İsimlerin üzerinden devam ederken annem diye bir kayıt vardı ve çok şaşırdım". "Biliyorum, silemedim onun numarasını..." dedi ve içi burkuldu. Arkadaşı sarıldı ona ve devam etti konuşmasına. "Aslında bu tamda sana göre bir davranış.. ben sadece öyle şaşırdım ki, seninle paylaşmak istedim". "Annem ölmüş olsa da, günün birinde onu aramak isteyebilme ihtimalini ortadan kaldırmak istemedim. Üstelik düşünsene, ya bir gün ararsam ve karşı taraftan cevap gelirse" dedi hüznü neşeye çevirmeye çalıştı, ikisi de sarılarak güldüler.

"Hem biliyor musun, ameliyata giderken, anneme ve babama çok yakın olduğumu hissettim, korkmadım ama hiç... çok yumuşak, kadife gibi bir duyguydu. Hem hazırdım da eğer çağırsalardı.." 
"Aaaa yeter hadi bakalım, nereye gidiyormuşsun, seninle yapacak daha çok işimiz var dostum.." diye çıkıştı arkadaşı. Ona bir kağıt uzattı. Kağıtta ameliyata giderken doktor arkadaşının onun için yazdığı şiir vardı. Kağıdı öptü ve katlayıp göğsündeki cebe yerleştirdi.

*****************

Akuttu, taşlıydı, ama keseydi.
Ya Allah ademe "kün" demeseydi..
Asadan bir neşterle yarıldı kızıldeniz,
Yeşilden bir kumaş ve soluk beniz.
Ruh tutundu bedene, kemik etle dansetti.
Kelebekler kondu en fütursuz liflerine hayatın.
Adı kaldı yadigar,
bir canda adem eli,
bin canda ameliyatın...




{ಠ,ಠ}
|)__) 
-”-”-



not: şiir dr. Ender Karaca' ya aittir.


8 yorum:

  1. Annem...
    Ben de silemem herhalde...
    Offf dağıldım sabah sabah :(

    YanıtlaSil
  2. Gerçekten, birileri öldükten sonra aynı telefon numaralarından ulaşabilmek ne ilginç olurdu.. dağılma güzel ebruli güncem... hayat, tüm bu duygulardan bizi sağlam çıkaracak, biliyorum. :)

    YanıtlaSil
  3. Benim de babam on yıllık rahmetli. Benim cep telefonumda numarası hala kayıtlı. Silemedim numarasını babamın nedense. Garip bir duygu. Bu yazıyı okuyunca kendimi buldum aslında diyebilirim.

    Şiir de yazının üzerine kaymak olmuş..

    YanıtlaSil
  4. Hayat; ortak paydalardan ibaret.. biri birşey yazar-anlatır, en azından o sözler 3-5 kişiye çarpar.

    Yorum için çok teşekkürler Profösör.

    YanıtlaSil
  5. Hikayen bende şu soruyu uyandırdı momentos: En yakınlarımız, anne ve babamız bizden ayrı başka bir dünyadayken içinde bulunduğumuz dünyadan ayrılabilmek daha mı kolaydır acaba? Bizi yaşama onlar mı bağlıyor bu derece, ki yokluklarında gidebilme düşüncesi bu kadar acıtmıyor?

    YanıtlaSil
  6. Yaşama bağlayan başka herhangi bir şey yoksa bu mümkündür Giz.. eğer anne-babanın yerine bir sevgili, bir çocuk ya da başka bir şey konulabilse belki. Ayrıca bu öyküde yoğun çekilen bir acı var ve onun sonlanması isteği, tabii bir de her girilen ameliyatın basit de olsa yine de riski vardır ya, hasta bu düşüncenin onda kolayca yol açtığı erozyona kapılmış, bu doğaldır. Herşeyin dozunda karıştırılmış bir kokteyl olarak sunulduğu hayat bazen sapmalar yaşatabiliyor. Onun zamanı dolmamış ve hala öykünün bir yerinde hayata devam ediyor... kimbilir nerde nasıl :)

    YanıtlaSil
  7. Hasta insanlarda birkaç kere gördüğüm bir psikoloji bu. Acı dinsin ne olursa olsun diyorlar ölmek yaşamak düşüncesinin ötesine geçebiliyor bu. Çok güzel bir gözlem olmuş :)) Hikayenin bir yerinde hayatına devam ediyor olması düşüncesi çok hoşuma gitti birden :)))

    YanıtlaSil
  8. Çok sakat bir durum bu cidden "ağrının dindirilme" isteği. Oysa rahatsızlığın seyrini takip etme açısından önemli bir süreç bu.

    Giz yorumlarını çok seviyorum.. karşılıklı bir konuyu, enine boyuna irdeler gibiyiz :)) çok teşekkürler :)

    YanıtlaSil

{ಠ,ಠ}
|)__)
-”-”-

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...