27 Aralık 2010 Pazartesi

af/ola







***********************


Şüphesi yoktu, artık emindi. Kendini anlatmalıydı. Bütün bu insanlar yalan yanlış bildiklerini ulu orta söylüyorlardı. Boş gevezeliklerini tek tek dinlemektense, hepsine esaslı bir sunum yapmalıydı. Telefonu eline aldı ve teker teker numaraları çevirdi.

 *********************


Hepsini aile evine çağırmıştı. Dairenin açık olan kapısından içeri girerken birbirlerine şaşkın bakan gözlerle karşılaşmak onu şaşırtmadı. Hiç birinin tarzı değildi böyle bir hareket. Bunların içinden hiç birisi adam gibi birilerinin karşısına çıkıp da daaaaaaaaaaaaaaan diye düşüncelerini söylemezdi çünkü. Varsa yoksa kaypaklık, arkadan konuşma, hem de ne konuşma... laflara bire bin katma, evirip çevirme... 

Niye böyleydi bunlar? Oysa öyle bir ağaçtan geliyorlardı ki; mert mi mert, dürüst mü dürüst, sert ama bir o kadar vicdanlı bir adamın tohumlarıydı burda oturanların hepsi. Demek ki; onca tohum çöpe atılsaymış, çöp şenlik yaparmış diye düşündü dudaklarında gizli bir gülümsemeyle.
Gelen gelmişti. Hepsinin karşısına geçti, tek tek gözlerine baktı. Nefes aldı ve sözlerini teker teker ağzından çıkarıp, kurşun gibi onlara yöneltti. Tüm olayların detaylarını, soruları, verilen cevapları, olayları, yaşananları ve yanlış bilinenleri sıraladı. "ama.." diyecek olanlara lafının bitmesini beklemelerini söyledi.

Kendisini olmadığı ortamlarda yargılayan, suç saptaması yapıp, cezayı da belirleyen bu insanlara bakarak, sözlerinin sonuna geldi. "Her zaman olduğu gibi sizden istediğim hiç bir şey yok, sizleri buraya toplama amacım, benim arkamdan olayları çarpıtarak anlatışlarınıza bir son vermekti. Şimdi tüm bu olayları bilerek yaşayacaksınız ve birbirinizin yüzüne bakacaksınız. Bir gün, hayatınızın sonuna yaklaştığınızı hissettiğinizde içinize kocaman bir taş oturacak. Kimselere vermediğiniz anlayışınız, hoşgörünüz, sevginiz, manevi güçleriniz yanısıra zor zamanlarda kendinize sakladığınız paranız, herşey, herşey içinizde taşlaşacak... kurtulmaya çalışacaksınız o acıdan, kusup rahatlamaya çalışacaksınız ama nafile. Senelerin birikimi ancak içinizi parçalayarak çıkabilecek sizden. Tanrı affetsin sizleri !"


Bir ışığa doğru yürür gibi kapıdan çıkıp gitti.




{ಠ,ಠ}
|)__) 
-”-”-






6 yorum:

  1. GÜZEL çok hoş,düşündüren bir hikaye olmuş..:))

    YanıtlaSil
  2. Kıssalar, hisseler, düşündürenler :)

    Teşekkürler CWRM...

    YanıtlaSil
  3. kumanda panelim çalışmıyor derken durum readerıma da sirayet edince, kimseyi okuyamz oldum blogdan bloğa taştan taşa atlayan oyun kahramanlarına döndüm :))

    ben kimseye anlatmıyorum artık kendimi, önce çok kızdığım için ben bu kulakların duyacağı ağız değilim diye isyan ettim... gene de baktım ki, ne kadar anlatırsan anlat karşındakinin anladığı kadarsın, o kadarsın inan, bir adım fazlası değil.kızdım insanlara, keni insanlarımı daha da bir sardım pamuklara... öperim.

    YanıtlaSil
  4. Ah yazık sana... yardımcı olalım diyeceğim ama beni de aşıyor galiba bu sorun, düzeldi mi peki? :(

    Ben de bu sözü severim, "ne kadar anlatırsan anlat, karşındakinin anladığı kadarsın" sen yine kızma, :) her daim söyle söyleyeceklerini.. Sana şifa niyetine sıcacık kucaklama gönderiyorum.

    YanıtlaSil
  5. Bu sabah bu musıki ile kahvaltımı yaptım. Müzik seçimin hoş!

    YanıtlaSil
  6. Afiyet şeker olmuştur umarım Profösör :)
    Müzik konusunda biraz hassasım evet.. Çok teşekkürler beğeninize.

    YanıtlaSil

{ಠ,ಠ}
|)__)
-”-”-

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...