9 Eylül 2010 Perşembe

çok romantik öyküler (3)



Dolmuş durağına geldiğinde uzun bir kuyruk olduğunu gördü. Oysa hemen eve gitmekti niyeti. Yüzünün çizgileri aşağıya düştü ve hayalkırıklığıyla sıranın sonuna geçti. Güneş, batmak üzereyken bile sıcaklığını koruyordu. Çantasından kağıt mendili çıkartıp, üzerine lavanta kolonyasını püskürttü ve boynuna, yüzüne sürdü. Biraz olsun rahatlamıştı. Önündeki sırada bekleyen genç adam kokunun etkisiyle bir an dönüp baktı. Sanki yüzünde belli belirsiz bir gülümseme farketti.

********************




Lavanta, çocukluğunda tanıştığı bir bitkiydi. Anneannesi oturdukları 4 katlı evin -ki o zamanlar böyle devasa binalar, apartmanlar yoktu mahallelerde, en fazla görülen kat sayısı 5 idi- bahçesinde, kendine küçük bir alan ayırarak lavanta yetiştirme sevdasına tutulmuştu. Lavanta tohumunu ektikten en az 2 sene sonra ürün verdiğinden, uzun süre sokakta lavanta torbacıkları satan kadınlardan aldıklarıyla idare etmişti.Lavanta şurubu bile yapmıştı bir keresinde, çok hoşuna gitmişti ev halkının. Bahçede yetişen ilk ürünü doğruca eczacı dostlarına götürmüş ve o da laboratuarında kolonya yapmıştı onlar için.  Evde tüm dolapların içinde mutlaka minik lavanta torbacıkları bulunurdu. Çarşaflar, havlular, giysiler, hatta ayakkabılar bile lavanta kokardı. Bu koku, onun çocukluk hafızasında epey büyük bir yer tuttuğundan, kendisiyle ilgili tüm bilgiyi kaybetse bile, lavantayı daima hatırlayacağını düşünürdü hep. Şimdi anneannesi yoktu ama her lavanta kokusunda tüm hatıraları, tüm renkleriyle yanıbaşında oluyordu.

***********************

Dolmuş kahyasının "küçükhanım, birini mi bekliyorsunuz?" sorusuyla lavanta kokulu düşüncelerinden hızla sıyrıldı. "pardon dalmışım" dedi. Mahçup bir gülümsemeyle dolmuşa bindi. Araç hareket etti. Çantasından bozukluk bakındı, bulamayınca kağıt parayı uzatmak istedi ve yerinden kalkıp şoföre uzattığında çok dik yokuşu çıkmaktaydı araç. Şoför parayı alırken aniden yokuşta önüne çıkan aracı son anda farketti. Çarpışmamak için sağa doğru kırarken vitesi de küçültmeye çalıştı. Bütün bunlar olurken araç silkelendi, tam o esnada ayakta parayı uzatmış olan genç kadın dengesini koruyamayıp koltukta oturan yolcunun kucağına oturuverdi. Bütün bunlar o kadar hızla olmuştu ki, genç kadın şaşkınlıktan bir süre kalkamadı. Yokuş bittiğinde yüzü kıpkırmızı bir halde binlerce kez özür dileyerek yolcuya döndüğünde kuyrukta önündeki genç adamın olduğunu gördü. O da önemli olmadığını, allahtan düşmediğini söylüyordu. 

İneceği yerde şoföre seslendi ve kapıya yönelip hemen kendini dışarı attı. Arkasından birinin daha indiğini görünce dönüp baktı ve ikisi de kahkahalarla gülmeye başladılar. Tam bir sinir boşalması yaşanıyordu. yanyana kaldırım kenarına oturarak gözlerinden yaş gelinceye kadar güldüler.

Bir süre sonra rahatladıklarında genç adam "aslında bu tamamen bir kader" dedi. "Nasıl?" "Sırada beklerken o lavanta kokusu beni o kadar etkiledi ki, çok eskilere gittim bir anda ve keşke bana da ikram etse kolonyadan diye düşündüm" "yoksa sende mi seversin lavantayı?" "evet, küçükken eczacı dedemin laboratuarında bir arkadaşının getirdiği lavantaları kolonyaya dönüştürmesini izlerdim, bazen yardım etmeme izin de verirdi" "inanamıyorum, bu hikaye bana çok tanıdık geldi" "?" "anneannem lavanta sevdasıyla evimizin bahçesinde yetiştirdiği ürünleri eczacı bir dostuna götürürdü ve kolonya yapılırdı onlardan.. yoksa sen?" 


Hayatın onlara tatlı bir sürpriziydi bu buluşma ve devamı da kaçınılmazdı.







{ಠ,ಠ}
|)__) 
-”-”-




not: görsel Google'dan alıntıdır.


2 yorum:

  1. daha yeni döndüm alışverişten,
    hemen bilgisayarın karşısına oturdum,
    yeni öykünü gördüm, çok beğendim.
    Hatta okurken, torbada yeni aldıklarımın arasından, lavanta kokolu bir nemlendirici çıkarıp,
    onu sürerek okudum :)

    YanıtlaSil
  2. Gia :) bu öyküden sonra lavanta yetiştirmeye karar verdim ;)

    YanıtlaSil

{ಠ,ಠ}
|)__)
-”-”-

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...